<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Asrı Saâdet Dönemi</title>
	<atom:link href="http://asrisaadet.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://asrisaadet.wordpress.com</link>
	<description>Kutlu Asır...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Nov 2009 18:49:28 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='asrisaadet.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/d597e544dba1f64c00f079a9f4d58e9a?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Asrı Saâdet Dönemi</title>
		<link>http://asrisaadet.wordpress.com</link>
	</image>
			<item>
		<title>Güzelliğin sırrı onlarda saklı</title>
		<link>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/11/05/guzelligin-sirri-onlarda-sakli/</link>
		<comments>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/11/05/guzelligin-sirri-onlarda-sakli/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 18:49:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kutlu Asır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Asr-ı Saâdet]]></category>
		<category><![CDATA[H.z Muhammed (s.a.v) Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Ey İnsanlar!]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Hutbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://asrisaadet.wordpress.com/?p=695</guid>
		<description><![CDATA[Resulullah&#8217;ın halifesi; Hz. Ebu Bekir! Üneyse (ra) anlatıyor: Biz mahallenin genç kızları, koyunlarımızı Hz. Ebu Bekir&#8217;e getirirdik; Hz. Ebu Bekir, bize: &#8220;Size İbn Afra&#8217;nın sağdığı gibi, sağmamı ister misiniz?&#8221; derdi.
Hz. Ebu Bekir ticaretle iştigal eden bir zattı. Her gün pazara gider, alış veriş yapardı. Kendisinin bir sürü koyunu vardı. Bu koyunlar akşamları ona getirilirdi. Bazen [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=695&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Resulullah&#8217;ın halifesi; Hz. Ebu Bekir! Üneyse (ra) anlatıyor: Biz mahallenin genç kızları, koyunlarımızı Hz. Ebu Bekir&#8217;e getirirdik; Hz. Ebu Bekir, bize: &#8220;Size İbn Afra&#8217;nın sağdığı gibi, sağmamı ister misiniz?&#8221; derdi.</p>
<p><img class="alignleft" src="http://www.milligazete.com.tr/dosyalar/haberler/2009/11/04/142619/guzelligin-sirri-onlarda-sakli-medium-0.jpg" alt="" width="254" height="171" />Hz. Ebu Bekir ticaretle iştigal eden bir zattı. Her gün pazara gider, alış veriş yapardı. Kendisinin bir sürü koyunu vardı. Bu koyunlar akşamları ona getirilirdi. Bazen de kendisi çıkarak koyunları güderdi. Bazen de bu işi başkası yapardı. Kendisi başkalarının koyunlarını da sağıyordu. Halife olduğu zaman o mahalleden bir genç kız: &#8220;Artık bizim koyunlarımızı hayvanlarımızı sağmazsın&#8221; dedi.</p>
<p>Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir cevap olarak: &#8220;Hayır, hayatımla yemin ederim, onları sizin için sağacağım ve umarım ki, yüklenmiş olduğum vazife daha önceki iyi ahlâklarımı değiştirmeyecektir&#8221; dedi. Eskisi gibi mahallenin koyunlarını sağmaya devam etti. Hatta bazen: &#8220;Kızım, nasıl sağmamı istersin? Köpüklü mü sağayım, köpüksüz mü?&#8221; diye sorar, sorduğu kişi de: &#8220;Nasıl istediğini ona söylerdi. Hz. Ebu Bekir de istenilen şekilde sağardı. [İbn Sa'd]<span id="more-695"></span></p>
<h4>&#8216;Ve Ömer öfkesinde&#8217; değil Ömer: hutbede nefsini öldürüyor</h4>
<p>Mervezi anlatıyor: Hz. Ömer&#8217;in bir bayramda, çıplak ayakla mescide geldiğini gördüm. Hz. Ömer: &#8220;Essâlâtu câmiatun&#8221; diye bağırttı. Halk toplandıktan sonra Hz. Ömer minbere çıktı. Allah&#8217;a, layık olduğu şekilde hamd ve sena ettikten sonra Peygamber&#8217;e sâlât u selam getirdi ve: &#8220;Ey insanlar! Ben Mahzum oğulları kabilesinde teyzelerime çobanlık yaptığımı hatırlıyorum. Onlar bana bir avuç hurma veya kuru üzüm verirlerdi. Bunun için bütün gün çalışıyordum; hem de büyük zorluklarla&#8221; dedikten sonra minberden indi.</p>
<p>Abdurrahman bin Avf: &#8220;Ey Müminlerin Emiri! Yine bugün nefsini ayıpladın durdun&#8221; dedi. Hz. Ömer: &#8220;Ey Avf&#8217;ın oğlu! Ben nefsimle baş başa kaldım. Bana dedi ki: &#8220;Sen Müminlerin Emirisin. Senden üstün kim olabilir? Ben de ona haddini bildirmek istedim&#8221; dedi.</p>
<p>Hz. Ömer: &#8220;Ey insanlar! Ben hatırlıyorum ki, yiyecek yemek dahi bulamıyordum. Benî Mahzum&#8217;da halalarım vardı. Ben onlara tatlı su taşırdım. Onlar da bana bir kaç avuç kuru üzüm verirlerdi. Ben şimdi nefsimde bir gurur hissettim, onun başını ezmek istedim&#8221; dedi. [İbn Sa'd]</p>
<h4>Ey genç! Beni terkine alır mısın?</h4>
<p>Hz. Ömer sıcak bir günde çıktı. Abasını başına koymuştu. Onun yanından merkebe binmiş bir köle geçiyordu. Köleye: &#8220;Ey genç! Beni terkine alır mısın?&#8221; dedi. Köle hemen merkepten inerek: &#8220;Ey Müminlerin emiri, sen bin!&#8221; dedi. Hz. Ömer: &#8220;Hayır! Ben binmem.</p>
<p>Sen bin, ben senin terkine binerim. Sen beni yumuşak yere bindirmek, kendin de sert yere binmek istiyorsun&#8221; dedi. Böylece Hz. Ömer gencin terkisine bindi ve öylece Medine&#8217;ye girdi. Halk Hz. Ömer&#8217;e bakıyordu. [Müntehab, Dineveri]</p>
<p>Melekler bile ondan hayâ ederdi: Hz. Osman</p>
<p>Ebu Nuaym anlatıyor: Hz. Osman halife iken bir katıra binmişti. Nail adındaki hizmetçisini de terkisine almıştı.</p>
<p>Hz. Osman geceleri abdest suyunu kendisi hazırlardı. Ona: &#8220;Bazı hizmetçilere söylesen bunu yaparlar!&#8221; denildi. Bunun üzerine: &#8220;Hayır! Onlardan bunu istemem. Çünkü geceler onların istirahat zamanıdır&#8221; dedi.</p>
<p>Hz. Osman geceleyin aile efradından hiç kimseyi uykudan uyandırmazdı. Ancak uyanık bulduğu bir kimseyi çağırır; o da abdest suyunu getirirdi. [İbn Sa'd]</p>
<p>Hz. Osman halifeyken, mescidde yalnız olarak ve bir örtüye bürünerek yatardı. [Ebu Nuaym]</p>
<h4>&#8216;Ölçüyü ve tartıyı hakkıyla yapınız&#8217;</h4>
<p>Hz. Ali&#8217;yi gördüm, bir dirheme hurma almıştı ve onu abamsı bir elbisenin eteğinde taşıyordu. Ben veyahut da bir başkası: &#8220;Ey Mü&#8217;minlerin emiri! Müsaade et de ben taşıyayım&#8221; dedik. Hz. Ali: &#8220;Hayır, çocukların babası onların yemeğini taşımaya herkesten daha müstahaktır&#8221; dedi. [Buhari]</p>
<p>Hz. Ali halifeyken çarşılarda dolaşarak yolunu şaşıranlara yol gösterir, kayıpları araştırır, güçsüz ve fakirlere yardım eder, satıcıların yanından geçerken onlara: &#8220;İşte ahiret yurdu: Onu yeryüzünde böbürlenmek ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere veririz. Sonuç sakınanlarındır&#8221; (Kasas: 28/83) ayetini okuyarak: &#8220;Bu ayet adalet ve tevazu gösteren idareciler ve halk üzerinde nüfuz sahibi kimseler hakkında inmiştir&#8221; diyordu. [İbn Asakir]</p>
<p>Hz. Ali&#8217;yi gördüm, kasırdan çıkıyordu. Sırtında iki elbise vardı. Birisi baldırlarının yarısına kadar uzanan izar, diğeri de ona yakın bir yere kadar sarkan bir cübbe idi. Elinde de bir asa vardı. Onunla pazarda geziyor, Allah&#8217;ın takvasını ve güzel alışveriş yapılmasını emrederek: &#8220;Ölçüyü ve tartıyı hakkıyla yapınız. Vücudunuzu şişirmeyiniz&#8221; diyordu. [İbn Sa'd]</p>
<h4>Bir parça ekmek ve bir parça et!</h4>
<p>Hz. Ömer bir valiyi, bir idareciyi gönderdiğinde, oranın halkına: &#8220;Bu adamın sözünü dinleyiniz. Sizin için adaletten ayrılmadıkça ona itaat ediniz&#8221; diye yazardı. Huzeyfe&#8217;yi Medayin&#8217;e vali tayin ettiğinde ise: &#8220;Bunu dinleyiniz, ona itaat ediniz. Sizden ne isterse veriniz&#8221; yazmıştır.</p>
<p>Böylece Huzeyfe, Hz. Ömer&#8217;in yanında bir merkebe binerek, sırtında eğer olduğu ve azığı da bulunduğu halde, Medayin&#8217;e vardığında, toprak sahipleri ve köy ağaları onu istikbal ettiler. Onun elinde bir ekmek ve etli bir kemik vardı. Eğerli bir merkebin sırtında onları yiyerek geliyordu.</p>
<p>Böylece Ömer&#8217;in emir namesini Medayin halkına okudu. Halk: &#8220;Sen ne istiyorsan söyle bakalım!&#8221; dediler. Huzeyfe: &#8220;Sizden şu yediğim yemeği istiyorum, onu bana vereceksiniz. Bir de sizinle kaldıkça bu merkebimin yemini vereceksiniz&#8221; dedi. Böylece Allah&#8217;ın dilediği kadar Medayin&#8217;de kaldı. Sonra Ömer kendisine bir mektup yazarak Medine&#8217;ye davet etti.</p>
<p>Hz. Ömer&#8217;e Huzeyfe&#8217;nin geldiği haberi verilince, gitti, yolunun üzerinde bir yerde pusuya yattı. Ömer onu yanından geçerken görünce dikkatle baktı ve nasıl gönderdiyse, öyle döndüğünü gördü. Hemen kalkıp onun boynuna sarıldı. Ve: &#8220;Sen benim kardeşimsin, ben de senin kardeşinim&#8221; dedi. [İbn Sa'd]</p>
<p>Huzeyfe Medayin&#8217;e geldiğinde çullu bir merkebe biniyordu. Elinde bir ekmek ve bir parça da et vardı. Merkebin sırtında bunları yerdi. Merkebe yanlamasına biner, iki ayağını aynı tarafa sarkıtırdı. [Ebu Nuaym]</p>
<p>Milli Gazete / Aile Sayfası</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/asrisaadet.wordpress.com/695/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/asrisaadet.wordpress.com/695/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/asrisaadet.wordpress.com/695/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/asrisaadet.wordpress.com/695/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/asrisaadet.wordpress.com/695/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/asrisaadet.wordpress.com/695/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/asrisaadet.wordpress.com/695/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/asrisaadet.wordpress.com/695/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/asrisaadet.wordpress.com/695/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/asrisaadet.wordpress.com/695/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=695&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/11/05/guzelligin-sirri-onlarda-sakli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2098adb46b66caf7e320158b1bad4c9d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Kutlu Asır</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.milligazete.com.tr/dosyalar/haberler/2009/11/04/142619/guzelligin-sirri-onlarda-sakli-medium-0.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>İman ve Küfür üzerine Peygamber&#8217;in sözleri</title>
		<link>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/11/03/iman-ve-kufur-uzerine-peygamberin-sozleri/</link>
		<comments>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/11/03/iman-ve-kufur-uzerine-peygamberin-sozleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 21:32:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kutlu Asır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[mescit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://asrisaadet.wordpress.com/?p=689</guid>
		<description><![CDATA[
Hayat ya iman ya da küfür üzeredir. Ya Allah merkezli bir yaşam ya da şeytan odaklı bir sürünme. Mümin tercihini, safını Allah&#8217;tan yana belirleyen insandır. Ancak bu tercihin bazı hassasiyetleri var elbette. İşte hadislerden hareketle bazı ölçüler&#8230;




Allah&#8217;a ve Peygamber&#8217;ine inanan mümindir!
Kelime-i Tevhid&#8217;i söyleyen mümindir. Bu söz bir kurtuluş vesilesidir. Tevhid; &#8220;Lailahe illallah, Muhammedun abduhu ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=689&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div>
<p>Hayat ya iman ya da küfür üzeredir. Ya Allah merkezli bir yaşam ya da şeytan odaklı bir sürünme. Mümin tercihini, safını Allah&#8217;tan yana belirleyen insandır. Ancak bu tercihin bazı hassasiyetleri var elbette. İşte hadislerden hareketle bazı ölçüler&#8230;</p>
<div id="picbox">
<ul id="post_pic"><img class="alignleft" src="http://www.milligazete.com.tr/dosyalar/haberler/2009/11/01/142321/iman-ve-kufur-uzerine-peygamberin-sozleri-medium-0.jpg" alt="İman ve küfür üzerine Peygamber’in sözleri - " /></ul>
</div>
</div>
<h4>Allah&#8217;a ve Peygamber&#8217;ine inanan mümindir!</h4>
<p>Kelime-i Tevhid&#8217;i söyleyen mümindir. Bu söz bir kurtuluş vesilesidir. Tevhid; &#8220;Lailahe illallah, Muhammedun abduhu ve Resulühü: Allah&#8217;tan başka ilah yoktur, Muhammed sallallahu aleyhi vesellem Allah&#8217;ın kulu ve peygamberidir&#8221; demektir.</p>
<p>Allah birdir, ortağı yoktur, İsa (as) Allah&#8217;ın kulu ve elçisidir, Meryem&#8217;e ilka ettiği kelimesi ve ruhudur, cennet ve cehennem haktır diyen (ve bunun gereklerini yerine getiren) bir insan cennetliktir. Bu inançta olan cennetin sekiz kapısından hangisinden isterse oradan girer. (Buhari, Müslim, Tirmizi)<span id="more-689"></span></p>
<p>Allah&#8217;ın varlığına ve birliğine, ondan başka ilah olmadığına, Hz. Muhammed&#8217;in Allah&#8217;ın kulu ve elçisi olduğuna, öldükten sonra dirilmeye ve kadere inanmak, imanın gereklerindendir. (Tirmizi)</p>
<p>Mümin kendisi için istediğini kardeşi için de isteyendir!</p>
<p>Kendisi için istediğini din kardeşi için de sevip ister. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesei)</p>
<p>İnsanlar; İman ve İslam şerefine ermiş olanlara karşı; elinden ve dilinden emin, can ve mallarını güvence içinde hissederler. (Tirmizi, Nesei; İman)</p>
<h4>Mümin hayâ sahibidir!</h4>
<p>Mümin hayâ sahibi olur. Çünkü &#8220;Hayâ imandan bir şubedir.&#8221; (Buhari, Müslim, Ebu Davud)</p>
<p>Mümin yaptığı bir iyilikten haz alır, yaptığı bir kötülükten ise üzüntü duyar. (Taberani) Sürekli hayır ve rahmet vesilesidir. Bu yönüyle yaprağını hiç dökmeyen (meyve veren) hurma ağacı gibidir. (Buhari, Müslim)</p>
<p>Mümin mütemâdiyen bela ve sıkıntılara maruz kalır. (Buhari, Müslim)</p>
<p>Mümin; Allah ve Resulü&#8217;nü her şeyden çok sever. İnsanları sadece Allah için sever. İslam&#8217;dan başka bir inanç ve fikre kapılmaktan, ateşe atılmaktan korktuğundan daha fazla korkunç ve kerih görür. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesei) İslam cemaatinin dışına çıkmaz. (Ebu Davud, Tirmizi) Bid&#8217;ad ve hurafelere, sonradan uydurulan şeylere bağlanmaz. (Buhari, Müslim, Ebu Davud) Yolda insanlara eziyet veren bir şeyi kaldırmak, imanın bir sonucu, gereğidir. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbni Mace)</p>
<h4>İslam&#8217;ın beş esasındandır!</h4>
<p>Allah&#8217;tan başka ilah olmadığına ve Muhammed&#8217;in O&#8217;nun kulu ve elçisi olduğuna inanmak, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucu tutmak, hacca gitmek, İslam&#8217;ın beş esasındandır. (Buhari, Müslim, Nesei, Tirmizi)</p>
<p>Kelime-i Tevhid veya Kelime-i Şehadet&#8217;i sadece diliyle söyleyen bir insan tekfir edilmez. Ona bir zarar verilmez, Müslüman gibi muameleye tabi tutulur. Ancak ahiretteki hesabı çetin olur.</p>
<h4>Her doğan, İslam üzere doğar!</h4>
<p>Her doğan kişi fıtrat (iman ve İslam) üzere doğar. (Buhari, Müslim) Tevhid dini olan İslam; fıtrata uygun ve kolaylık dinidir. (Müsned) Kula düşen, Allah&#8217;a ibadet edip, O&#8217;na ortak koşmamaktır. Kulların Allah üzerindeki hakkı ise, kendisine ortak koşmayanları azap etmemektir. (Buhari, Müslim, Tirmizi) Yahudi olsun, Hıristiyan olsun, Kur&#8217;ana inanmayan kişi cehennemliktir. (Müslim; İman) İman etmeyen bir kişinin yaptığı infakın, ahirette bir karşılığı yoktur. (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbn Mace)</p>
<p>Kalbinde zerre kadar iman olan kimse en sonunda cehennemden çıkıp, cennete girer. (Tirmizi) Zina yapmak, içki içmek, hırsızlık yapmak gibi günahlar, cennete girmeye engel değildir. (Buhari, Müslim)</p>
<h4>İmanın belirtilerinden üç tanesi</h4>
<p>* 1) Darlık zamanında da Allah yolunda infak emek.</p>
<p>* 2) Herkese selamı yaymak.</p>
<p>* 3) Herkese karşı insaf (ve adaleti) gözetmek. (Bezzar, Taberani)</p>
<h4>Mescide gelen mümindir, tekfir edilemez!</h4>
<p>Bir kimse mescide geliyorsa, onun mümin olduğuna hükmetmek gerekir. (Tirmizi, Müsned, İbni Mace, Darimi) İnsanları herhangi bir günahı sebebiyle tekfir etmemek, bir hareketinden dolayı İslam&#8217;dan çıkmış gibi göstermemek, Kıyamete kadar cihad etmek imanın aslındandır. (Ebu Davud)</p>
<p>Münafık olduğu bilinse bile, Müslümanlar arasında bulunan, kelime-i şehadeti söyleyip, camiye geldiği müddetçe tekfir edilemez. (Muvatta) O kişi canını ve malını güvence altına almış olur. Hesabı ise Allah&#8217;a aittir. (Müslim)</p>
<h4>Allah Resulü kadınlarla tokalaşmazdı!</h4>
<p>Allah Resulü iman ettiklerinde, Müslümanlardan biat alırken erkeklerle musafaha ederdi. Ancak kadınlarla tokalaşmazdı. (Muvatta, Tirmizi, Nesei, İbni Mace)</p>
<p>Bir kişi kâmil bir mümin olarak zina etmez, hırsızlık yapmaz, içki içmez, yağmacılık yapmaz. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace)</p>
<p>Gerçek iman eden kişi, kalbi ve diliyle Allah&#8217;a teslim olur, komşusu kötülüklerinden emin olur. (Müsned)</p>
<p>Milli Gazete</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/asrisaadet.wordpress.com/689/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/asrisaadet.wordpress.com/689/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/asrisaadet.wordpress.com/689/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/asrisaadet.wordpress.com/689/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/asrisaadet.wordpress.com/689/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/asrisaadet.wordpress.com/689/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/asrisaadet.wordpress.com/689/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/asrisaadet.wordpress.com/689/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/asrisaadet.wordpress.com/689/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/asrisaadet.wordpress.com/689/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=689&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/11/03/iman-ve-kufur-uzerine-peygamberin-sozleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2098adb46b66caf7e320158b1bad4c9d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Kutlu Asır</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.milligazete.com.tr/dosyalar/haberler/2009/11/01/142321/iman-ve-kufur-uzerine-peygamberin-sozleri-medium-0.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">İman ve küfür üzerine Peygamber’in sözleri - </media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Sen Müminleri canın bilirdin</title>
		<link>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/11/03/sen-muminleri-canin-bilirsin/</link>
		<comments>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/11/03/sen-muminleri-canin-bilirsin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 21:28:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kutlu Asır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Cihad]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mümin]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Namus]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://asrisaadet.wordpress.com/?p=686</guid>
		<description><![CDATA[
Asırlardır ezilen, horlanan, mağlup bir ümmetin, zaferden zafere koşan ve yenilgi nedir bilmeyen bir mücahide, Bedir&#8217;in ve Uhud&#8217;un şanlı kahramanına, Hayber&#8217;in fatihi Allah Resulü&#8217;ne; biçare seslenişidir bu:




Medine&#8217;nin bir ucundan acı bir haber gelmiş, yüreğini yakmıştı. Kaynuka Yahudilerinin mahallesinde Yahudiler toplanmış, bir Müslüman kadının örtüsüne saldırmışlardı. Kadın can havliyle bağırmıştı: İmdat diye.
Senin arkadaşların ne kadar gururluydu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=686&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div>
<p>Asırlardır ezilen, horlanan, mağlup bir ümmetin, zaferden zafere koşan ve yenilgi nedir bilmeyen bir mücahide, Bedir&#8217;in ve Uhud&#8217;un şanlı kahramanına, Hayber&#8217;in fatihi Allah Resulü&#8217;ne; biçare seslenişidir bu:</p>
<div id="picbox">
<ul id="post_pic"><img class="alignleft" src="http://www.milligazete.com.tr/dosyalar/haberler/2009/11/02/142428/sen-muminleri-canin-bilirdin-medium-0.jpg" alt="Sen Müminleri canın bilirdin - " /></ul>
</div>
</div>
<p>Medine&#8217;nin bir ucundan acı bir haber gelmiş, yüreğini yakmıştı. Kaynuka Yahudilerinin mahallesinde Yahudiler toplanmış, bir Müslüman kadının örtüsüne saldırmışlardı. Kadın can havliyle bağırmıştı: İmdat diye.</p>
<p>Senin arkadaşların ne kadar gururluydu ya Resulallah. Hemen bir tanesi koşmuş, saldırganları cezalandırmış ama kendisi de şehid olmuştu. Nasıl üzülmüş, nasıl da öfkelenmiştin. Alnının ortasındaki damar nasıl da kabarmıştı. Sana iman eden bir kadına kim saldırabilir, senin arkadaşlarına kim, hangi cesaretle dokunabilirdi? Sen müminleri canın bilir, onları annelerinden ve babalarından daha çok severdin. Bir kadının namusundan veya bir adamın canından ne olur demeyi aklına bile getirmedin. Ayağa kalktın ve seslendin: Hazırlanın gidiyoruz.<span id="more-686"></span></p>
<p>Biz Gazze&#8217;de can veren bir bebeği ve onun üzerine kapanıp ağlayan çaresiz annesini gördüğümüzde duygulanıyoruz. Bir evin enkazından çıkarılan cesetlere baktığımızda gözlerimiz yaşarıyor. Küçük bir kızın suratı parçalanmış, ayakları bir yere kolları bir yere düşmüş, senin namazda sırtına çıkan çocuklar, hani hutbedeyken görüp de koştuğun, kucağına alıp öptüğün Hasanlar, Hüseyinler, Zeynepler var ya, onların kafaları parçalanmış gözleri oyulmuş ve biz sadece seyrediyoruz.</p>
<p>Bir yerlerde toplanıp bağırıyor, kükrüyor, acımızı, nefretimizi haykırıyoruz. Ama çocukların ölümüne engel olamıyoruz.</p>
<h4>Filistin halkı, efendimize vefa gösteriyor</h4>
<p>Bu satırlar yazılırken, Filistin halkı Mescidi Aksa&#8217;yı koruyor. On beş on altı yaşındaki delikanlılar, beli bükük ihtiyarlar, çoluğunu çocuğunu bırakmış camiye gelen kadınlar, hepsi Mescidi Aksa&#8217;yı canları pahasına savunuyorlar.</p>
<p>Onlar Senin ilk kıblene, miraca çıktığın mukaddes beldeye ve elbette sana vefa gösteriyorlar. Onlar önlerinde seni görüyor, korktuklarında, aciz kaldıklarında tıpkı düşmandan korktuğunda sana sığınan ashabın gibi, senin Rabbine sığınıyor ve senin mücadelenden destek alıyorlar.</p>
<p>Küçük bir yavrunun hatırı için, Allah için ayağa kalkan, elli beş yaşında olmasına rağmen atına binen, sevenlerinin ümidi, yavruların gülümseyen çehresi olan Nebinin özlemiyle yanıyorlar.</p>
<p>Nadir Oğullarını ziyarete gitmiştin hani. Sen onlara misafir olmuş, onlar ise seni öldürmeye kalkmışlardı. Onlar senden önce nice mazlum peygamberin kanına girmişlerdi. Sen Medine&#8217;ye döndün, ashabını topladın ve seslendin: Hazırlanın gidiyoruz.</p>
<p>Bir sabah vakti Yahudiler Seni karşılarında buldu. Onlar Senin karşına nasıl çıkarlardı. Medine&#8217;yi terk etmekten, yenilgiyi kabullenmekten başka çareleri mi vardı?</p>
<h4>İkindi namazını Kureyza yurdunun önünde kılıyoruz</h4>
<p>Hendek savaşının en zorlu anlarıydı. Hani yürekler ağızlara gelmiş, kalpler korkudan tir tir titremişti. Tam bu esnada Kureyza Yahudileri Müslümanlara ihanet etmiş, Mekkelilerle anlaşmışlardı. Medine iki büyük tehlikenin ortasında kalmış, kadınlar ve çocuklar uyuyamaz olmuştu.</p>
<p>Ama ya Resulallah, senin şehrin kahramanlarla doluydu. Yahudilerin karşısında elinde kılıcıyla halan Safiye durmuş, kardeşi Hamza gibi kılıç sallıyordu.</p>
<p>Sen zaferi kazanıp düşmanı darmadağın ettiğinde yorulmuş evine gidiyordun, elli sekiz yaşındaydın. Tam kapıyı açarken Cebrail gelmiş ve: &#8216;Nereye gidiyorsun, henüz savaş bitmedi. Biz Kureyza mahallesine savaşmaya gidiyoruz&#8217;, demişti.</p>
<p>Bir anda yüreğin coştu, yorgunluktan eser kalmadı. Atına bindin ve seslendin: İkindi namazını Kureyza yurdunun önünde kılıyoruz. Hazırlanın gidiyoruz.</p>
<h4>Seninle aramızda uçurumlar var</h4>
<p>Hayber&#8217;in önünde senin sesin duyulur. Hayber kalelerinde Allahu Ekber harab oldu Hayber, diye bir ses yankılanır. Yahudiler, Ahmed geldi diye köşe bucak kaçışır. Senin bir yanında Musa ve İsa diğer yanında Zekeriya ve Yahya vardır.</p>
<p>Senin Seleme gibi askerlerin, Ali gibi aslanların vardır. Senin Rabbine sonsuz imanın, zafere sınırsız inancın ve Rabbinin de sana yardımı vardır. Bizim ise seni hasretle yâd etmekten, adını özlemle anmaktan başka yapabildiğimiz hiçbir şey yoktur.</p>
<p>Seninle ümmetin arasında aşılmaz duvarlar, derin uçurumlar vardır.</p>
<p>Bir gece Medine&#8217;de korkunç bir ses duyulur. Halk dehşet içinde sokağa dökülür. Medine&#8217;ye büyük bir düşman ordusu mu saldırmıştır? Sonra şehrin aşağısından senin sesin yükselir.</p>
<p>Eyersiz bir atın üzerinde rüzgâr gibi fırlamış, korkunun üzerine gitmiş ve dönüyorsun, ashabının yüreğindeki paniği, endişeyi yok ediyorsun: &#8220;Korkmayın, endişe edecek bir şey yok&#8221; diyorsun.</p>
<p>Ya Resulallah, Senin cesaretine, Rabbine karşı duyduğun emsalsiz güvene, sevgi dolu yüreğine ve huzur veren sesine ne kadar da ihtiyacımız var?</p>
<p>Mutlu Binici</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/asrisaadet.wordpress.com/686/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/asrisaadet.wordpress.com/686/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/asrisaadet.wordpress.com/686/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/asrisaadet.wordpress.com/686/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/asrisaadet.wordpress.com/686/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/asrisaadet.wordpress.com/686/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/asrisaadet.wordpress.com/686/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/asrisaadet.wordpress.com/686/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/asrisaadet.wordpress.com/686/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/asrisaadet.wordpress.com/686/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=686&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/11/03/sen-muminleri-canin-bilirsin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2098adb46b66caf7e320158b1bad4c9d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Kutlu Asır</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.milligazete.com.tr/dosyalar/haberler/2009/11/02/142428/sen-muminleri-canin-bilirdin-medium-0.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Sen Müminleri canın bilirdin - </media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Evlilik ve eşler arası ilişkiler.</title>
		<link>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/29/evlilik-ve-esler-arasi-iliskiler/</link>
		<comments>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/29/evlilik-ve-esler-arasi-iliskiler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 12:06:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kutlu Asır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Eş]]></category>
		<category><![CDATA[Gül]]></category>
		<category><![CDATA[Uyum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://asrisaadet.wordpress.com/?p=682</guid>
		<description><![CDATA[
Evlenmek ve bir yuva sahibi olmak da insanoğlunun en temel ihtiyaçlarından biridir. Yaratılış itibariyle melekler nurdan yaratıldığı için evlenmezler, cinsiyetleri yoktur. Hayvanlara akıl verilmediği için yalnızca dünya hayatının devamı ve tabiatın düzeni için bilinçsiz olarak çiftleşirler. İnsanlar ise yaradılış gayelerine binaen verilen akıl nimetiyle, maddi ve manevi ihtiyaçlarını da karşılamak için karşı cinse ihtiyaç duyar&#8230;




Fıtratlarına [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=682&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div>
<p>Evlenmek ve bir yuva sahibi olmak da insanoğlunun en temel ihtiyaçlarından biridir. Yaratılış itibariyle melekler nurdan yaratıldığı için evlenmezler, cinsiyetleri yoktur. Hayvanlara akıl verilmediği için yalnızca dünya hayatının devamı ve tabiatın düzeni için bilinçsiz olarak çiftleşirler. İnsanlar ise yaradılış gayelerine binaen verilen akıl nimetiyle, maddi ve manevi ihtiyaçlarını da karşılamak için karşı cinse ihtiyaç duyar&#8230;</p>
<div id="picbox">
<ul id="post_pic"><img class="alignleft" src="http://www.milligazete.com.tr/dosyalar/haberler/2009/10/28/141816/evlilik-ve-esler-arasi-iliskiler-medium-0.jpg" alt="Evlilik ve eşler arası ilişkiler - " /></ul>
</div>
</div>
<p>Fıtratlarına aykırı davranmayan, helale talip olan kadın ve erkekler evlenerek iki cihan saadet ve selametine talip olurlar. Yeryüzünde her şey çift çift yaratılmıştır. Bu ayetlerle sabittir. &#8220;Her şeyden çift çift yarattık ki, düşünüp ibret ve öğüt alasınız&#8221; buyrulmuştur. İnsan dışındaki canlıların çiftleşmesi Allah&#8217;ın dilemesi üzerine ve şuursuzcadır. İnsanda ise, bir niyet, bir hikmet ve şuurlu bir hedefe yöneliktir.</p>
<p>&#8220;Sizi bir tek nefisten yaratan; ondan da gönlünün ısınıp yatışması için eşini vücuda getiren Allah&#8217;tır. Ne vakit ki o, eşini sarıp örtünce (birleşince) eşi hafif bir yük yüklendi ve bir süre böyle geçip gitti derken ağırlaştı.&#8221;<span id="more-682"></span></p>
<p>Allah, eşleri birbirleri için gözaydınlığı olsun diye yarattı!</p>
<p>Rivayetlere göre, Hz. Âdem (as) ve Hz. Havva (as) yaratıldıktan sonra, Hz. Âdem (as) Hz. Havva (as)&#8217;ya sordu: &#8220;Sen kimsin?&#8221; Havva (as) da: &#8220;Ben Havva&#8217;yım. Ben seninle, sen de benimle huzur bulalım diye yaratıldım&#8221; buyurdu. Demek ki eşler, birbirlerinin gönlünün karşılıklı ısınıp yatışmasına, ruhunun sükûn bulmasına neden olmaktadırlar. Yine başka bir ayette; &#8220;Onun açık belgelerinden biri de, size kendinizden eşler yaratmasıdır ki onlarla sükûnet bulup huzura kavuşursunuz. Aranızda sevgi ve rahmet meydana getirmiştir. Şüphesiz ki bunda, düşünebilen bir millet için öğütler, ibretler ve deliller vardır&#8221; buyrulmaktadır.</p>
<p>Aile kurumu niçin sarsılıyor?</p>
<p>Bu noktada aklımıza şu soru takılabilir; &#8220;Allah (cc), kadın ve erkeği birbiri için gözaydınlığı, huzur membaı ve kalplerine sükûnet rehberi için yarattı; ama bugün ne oldu da toplum bu duruma geldi? Aile mefhumu çöktü. Eşler boşanmaya gidiyor. Karı kocalar birbirini boğazlıyor ve ihanetler aldı başını gidiyor. Evet, ne oldu?&#8221;</p>
<p>Cevaplanması gereken sorular!</p>
<p>1-Neden evlenecek çiftler kendilerini değil de başka bir insanı tanıtırlar karşısındakine ve sonra bukalemun gibi renk değiştirirler?</p>
<p>2-Evlenmeden önce birbirlerine son derece nazik, hoşgörülü ve sevgi dolu olan insanlar, evlenince neden değişiverirler?</p>
<p>3-Evlenmeden önce eşlerine verdikleri değeri, evlendikten sonra neden esirgerler?</p>
<p>4-Evlenmeden önce, &#8220;her şeyinle kabul ediyorum&#8221; deyip de evlendikten sonra neden yüksek beklenti içine girerler?</p>
<p>Buna göre eşler kendilerine şu soruları sormalıdırlar;</p>
<p>1 &#8211; Ben eşimle evli olmasaydım ona nasıl davranırdım?</p>
<p>2 &#8211; Peki, evlenince ne değişiyor ki, ona karşı davranışlarım değişiyor?</p>
<p>Unutmayalım ki, hepimiz çobanız ve güttüklerimizden mesulüz. Kadın erkeğinden, erkek kadınından ve daha sonra can cana, kan kana karıştıktan sonra da ebeveynler olarak dünyaya getirdiğimiz evlatlarımızdan sorumluyuz. Rabbim bu sorumluluğu son nefesine kadar duyan kullarından eylesin.</p>
<p>Eşlerin birbirine verdikleri değer neden azalıyor?</p>
<p>1-İçinde büyüdüğümüz, ailemizde gördüğümüz, kendi anne ve babamızın tutum ve davranışlarını aynen modellediğimiz için, eşlerimize değer vermiyoruz.</p>
<p>2-&#8221;Eşime değer verirsem burnu büyür, kendisini bir şey zanneder&#8221; yanılgısıyla değer vermiyoruz.</p>
<p>3-Çevremizdeki insanların da evliliklerini bizimkiyle kıyasladığımızdan, eşimize değer vermiyoruz maalesef!</p>
<p>Eşimize neden değer vermeliyiz?</p>
<p>1-Öncelikle, eşimize, Allah (cc) insan olarak yarattığı ve Müslüman olarak yaşattığı için değer vermek zorundayız.</p>
<p>2-Sonrasında, ahseni takvim olarak yaratılan eşimizin yüklendiği emanet olan Kur&#8217;an hatırına ona iyi davranmalıyız.</p>
<p>3-Yine, &#8220;müminler ancak kardeştir&#8221; hadisi şerifi adına Efendimiz (sav)&#8217;i üzmemek için eşimize değer vermeliyiz; çünkü o aynı zamanda, bizim din kardeşimiz&#8230;</p>
<p>4-Ve eşimiz bizim hayat arkadaşımızdır. Evlenirken birbirimize değer verdiğimiz sözler hatırına, iyi günde kötü günde, hastalıkta sağlıkta birbirimize destek olmak zorundayız. O bizim hem dünya saadetimiz, hem de inşallah ahrette göz aydınlığımız olacak selametimizdir. Bilmemiz gereken tek şey var; eşlerimiz bizim için lütuftur!</p>
<p><!--news  relation--><!--news report-->Gülser Sümeyye Bağlar</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/asrisaadet.wordpress.com/682/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/asrisaadet.wordpress.com/682/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/asrisaadet.wordpress.com/682/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/asrisaadet.wordpress.com/682/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/asrisaadet.wordpress.com/682/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/asrisaadet.wordpress.com/682/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/asrisaadet.wordpress.com/682/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/asrisaadet.wordpress.com/682/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/asrisaadet.wordpress.com/682/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/asrisaadet.wordpress.com/682/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=682&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/29/evlilik-ve-esler-arasi-iliskiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2098adb46b66caf7e320158b1bad4c9d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Kutlu Asır</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.milligazete.com.tr/dosyalar/haberler/2009/10/28/141816/evlilik-ve-esler-arasi-iliskiler-medium-0.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Evlilik ve eşler arası ilişkiler - </media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Gözü de gören bir göz var!</title>
		<link>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/29/gozu-de-goren-bir-goz-var/</link>
		<comments>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/29/gozu-de-goren-bir-goz-var/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 12:03:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kutlu Asır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://asrisaadet.wordpress.com/?p=680</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Mü&#8217;min erkeklere gözlerini harama bakmaktan sakındırmalarını ve mahrem yerlerini korumalarını söyle. Bu onlar için en güvenceli arınma yoludur. Hiç şüphesiz onlar ne yaparsa Allah ondan haberdardır. Mü&#8217;min kadınlara da de ki: Gözlerini harama bakmaktan sakındırsınlar, mahrem yerlerini korusunlar. Kendiliğinden görünenleri dışındaki süslerini teşhir etmesinler&#8221; [Nûr, 30-31]
Göz göre göre körlük!
Göze hitap eden büyük bir uygarlığın ablukası [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=680&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>&#8220;Mü&#8217;min erkeklere gözlerini harama bakmaktan sakındırmalarını ve mahrem yerlerini korumalarını söyle. Bu onlar için en güvenceli arınma yoludur. Hiç şüphesiz onlar ne yaparsa Allah ondan haberdardır. Mü&#8217;min kadınlara da de ki: Gözlerini harama bakmaktan sakındırsınlar, mahrem yerlerini korusunlar. Kendiliğinden görünenleri dışındaki süslerini teşhir etmesinler&#8221; [Nûr, 30-31]</strong></p>
<h4>Göz göre göre körlük!</h4>
<p>Göze hitap eden büyük bir uygarlığın ablukası altında yaşıyoruz. Sevgiden nefrete, üretimden tüketime her şey göze etki eden bir anlayışın hâkimiyeti üzerine kurulmuş durumdadır. Sapıklık derecesine varmış bir boyama ile insanlar birbirlerinin gözlerine, duygularına etki etmeye çalışmaktadırlar.<span id="more-680"></span></p>
<p>Hiç tartışmasız bir gerçektir ki, bu göz boyamacılığında en fazla kullanılan insandaki cinsel duygulardır. Erkeğe karşı kadının, kadına karşı da erkeğin kullanıldığını hemen her alanda görmek mümkündür. Bir arabanın lastik reklâmından mobilyaya kadar her alanda&#8230;</p>
<p>Artık gözün filtresi olarak görülebilecek ne varsa şu veya bu yolla tesirsiz hale getirilmiş; haram ve helal ölçü olmaktan çıkarılmış, neticede gördüğüne koş mantığı oturtulmuştur. Yakın zamana kadar arlanmayı gerektirecek insanî hassasiyetlerde yıpranma olmuştur.</p>
<p>Kimseye görünmeme endişesi yerini nasıl görülebilirim düşüncesine bırakmak zorunda kalmıştır. Daha da vahimi bugünleri aratacak bir meçhule doğru gidişin gözlenmesidir.</p>
<p>Haramla yüzleşmeden ne yürünebilecek bir sokak ne de oturabilecek evimiz kalmıştır.</p>
<p>İblis ve ordusu anadan doğma âma bir insana bile görebileceği şeyler bulursa şaşmamak gerek! &#8220;İnnalillahi ve inna ileyhi raciûn.&#8221;</p>
<h4>Bir tûfanda yaşıyoruz</h4>
<p>Bütün değerlerimiz eriyor. Edep, hayâ, ar sözlüklerde kaybolup gidiyor. Daha da ağırı, bu eriyişi dert edecek kimse kalmadı. Dün haram olarak bilinen şeyler bugün mubah oluverdi.</p>
<p>Asla olmaz! Gözlerimiz hür değildir! Beyinsiz göz olmamalıdır! Gözün de zinası vardır! Mümin, insanların avret olan yerlerine bakamaz! Başkasının evinin içine bakamaz! Erkekler kadınlara, kadınlar erkeklere bakamaz! Erkek erkeğin, kadın kadının her yerine bakamaz!</p>
<h4>Dikkat!</h4>
<p>Göz harama baktıkça kalp Rabb&#8217;ine yönelemez. İbadet kıtlığımızın, kalp katılığımızın, yaşarmayan gözlerimizin en önemli nedenlerinden birisi gözlerimizin gördükleridir.</p>
<p>Fuhşun ve ona zemin hazırlayan haramların temelinde gözün gördükleri vardır. Göz etkilendikten sonra artık, haramdan korunmak ve neslimizi korumak çok zordur. Çünkü Allah, kadın ve erkeği birbirlerine meyilli yaratmıştır. Bu bir fitnedir, bir imtihandır. Bu fitne de görmekle başlar. Başladıktan sonra durması zordur. Göze sınır getirilmezse diğer organlar kontrol edilemez.</p>
<p>Boş vakit göze iş arar. Vakti boş olanlardan olmak Allah&#8217;a sığınılması gereken bir afettir.</p>
<p>Erkeklerin kadınlara ait alanlarla, kadınların erkeklere ait alanlarla meşgul olmaları, tabii bir zemin olduğu için özellikle içtinap edilmesi gereken bir meşguliyettir. Elektronik iblis Adem&#8217;i cennetten çıkaran İblis&#8217;ten daha vahimdir. Şu veya bu nedenle izlenmesi, bile bile uçuruma koşmaktır.</p>
<p><strong>Dikkat!</strong></p>
<p>Kadın ve erkeğin karışık oturması ve bir arada kalmalarının haram kılınmasındaki hikmetler unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Dikkat!</strong></p>
<p>Yabancı bir kadınla tokalaşmanın ucu ateştir.</p>
<p>Gözlerin gördüğü haramlardan sonra, nikâhlı eşler bile birbirlerine yetersiz gelir oldu. Hiç kimse şeytanın &#8220;Seni aldatmaya geleceğim, beni bekle&#8221; diyeceğini sanmasın! Nûr suresinin 30 ve 31. ayetlerini ezberleyelim, tekrar edelim. Dinimizin müsaade ettiği şeylerde kuralları gevşetmeyelim. Hacılık hocalığı kalkan olarak görmeyelim. Uçurumlardan önce o uçurum yolunun dümdüz olduğunu unutmayalım. Fitne zemininden uzak duralım. Göz gibi büyük bir nimetin nankörü olmayalım.</p>
<p>Küfrün rüzgârından etkilenmiş, duruma göre fetva verenlerin fetvasının Allah&#8217;ın azabı karşısında işe yaramayacağını bilelim. Tövbe etmemiz gereken suçlarımız arasına gözlerimizin gördüklerini de ilave edelim.</p>
<p>Bu gözler bize lazımdır. Allah&#8217;ın cemalini görmek, o hazzı yaşamak istiyoruz. Göz O cemâli görecek gözdür.</p>
<p><strong>Avret fıkhı</strong></p>
<p>Yabancı (mahrem olmayan) erkeğe karşı kadının yüz ve elleri hariç her yeri avrettir. Bu avretlik, organın çıplak hali ile olduğu gibi, erkeğin dikkatini çekebilecek bir giysi ile olması halinde de geçerlidir. Buna göre bir kadının ev kıyafeti ile bulunması durumunda, erkeğe görünmesi caiz olmaz.</p>
<p>El ve yüzün avretten sayılmaması, erkeklerin kadınların yüz ve ellerine diledikleri zaman bakabilecekleri anlamına gelmez. Fitne endişesi olduğunda el ve yüz de yasaklar arasındadır.</p>
<p>Kasıt olmadan göze çarpan görüntüler affedilmiştir. Aynı şeye ikinci defa bakmaya devam etmek ise kasıttır, haramdır. Oturulan bir evin açık olmayan kapısından veya penceresinden izlenmesi haramdır. Aynaya yansıyan bir görüntüye bakmanın hükmü aslına bakmak gibidir. Evlilik görüşmesi yapılırken, bir erkeğin evleneceği kadını ev kıyafeti ile görmesi -ki bu görme örfümüzdeki bir çay ikramı kadar olan süre ve şekildir- caizdir ve daha ötesi yoktur.</p>
<p>Yaşları itibarı ile hayattan kopmuş insanlar için bu kurallar daha gevşek tutulabilir.</p>
<p>Yaşı ve zekâsı itibarı ile erkekle kadın arasındaki cinsel farklılığı anlayabilecek yaştaki çocuklar (mümeyyiz) erkek hükmündedirler. Kadının onunla evlenmesi haram olacak kadar yakını olan erkeklere Mahrem&#8217;i denir. Ağabey, kardeş, baba vb. Bir kadının mahremi olan erkeklere karşı avreti diz kapağından göğüslerine kadar olan kısımdır.</p>
<p>Kadının &#8211; Müslüman olsun veya olmasın- başka kadına karşı avreti diz kapağından göbeğine kadar olan kısmıdır. Bakmada avret olan şey, dokunmada da aynıdır. Bakmak ne ise dokunmak odur. Erkeğin erkeğe ve kadına karşı avreti diz kapağı ile göbeği arasıdır.</p>
<p><strong>Çocukların avreti</strong></p>
<p>Yedi yaşına kadar olan çocuklar, özel bir durumları ve gelişkin vücutları yoksa &#8220;çocuk&#8221;turlar. Çocuğun avreti yoktur. Ancak, o yaşlarda geleceğin tohumlarının atıldığını, gözün alıştığı şeyi terk edemeyeceğini ve çevrenin fitne kazanı gibi kaynadığını da unutmamak gerekir.</p>
<p>Eşlerin birbirlerine karşı avreti yoktur. Avrete bakmayı caiz kılan özürler olabilir. Buradaki caizlik özür gereği kadardır. Ayrıca özürden kaynaklanan bir bakma ve dokunmada şehvet riski olmamalıdır. Tıbbî tedavi, zorunlu bakım (banyo yaptırma, tuvalet ihtiyacı giderme vb.) özür sayılır.</p>
<p><strong>Bak Ne Diyor?</strong></p>
<p>Ebu Hureyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: &#8220;Bütün gözler kıyamet günü gözyaşı akıtacaktır.</p>
<p>Şu gözler hariç:</p>
<p>* Allah&#8217;ın haram ettiği şeye kapatılmış gözler.</p>
<p>* Allah yolunda bir görevde uykusuz kalmış gözler.</p>
<p>*Bir sinek kafası kadar da olsa, Allah korkusundan dolayı yaş akıtmış gözler.&#8221; [Hakim, Darimi, Ebu ya'la]</p>
<p><!--news  relation--><!--news report-->Nureddin Yıldız</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/asrisaadet.wordpress.com/680/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/asrisaadet.wordpress.com/680/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/asrisaadet.wordpress.com/680/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/asrisaadet.wordpress.com/680/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/asrisaadet.wordpress.com/680/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/asrisaadet.wordpress.com/680/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/asrisaadet.wordpress.com/680/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/asrisaadet.wordpress.com/680/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/asrisaadet.wordpress.com/680/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/asrisaadet.wordpress.com/680/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=680&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/29/gozu-de-goren-bir-goz-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2098adb46b66caf7e320158b1bad4c9d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Kutlu Asır</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Aile eğitiminin önemi ve içeriği</title>
		<link>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/27/aile-egitiminin-onemi-ve-icerigi/</link>
		<comments>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/27/aile-egitiminin-onemi-ve-icerigi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 14:29:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kutlu Asır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne - Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklar İçin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://asrisaadet.wordpress.com/?p=676</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğun ailede din ve ahlâk eğitimi, anne-babanın onu dini ve ahlâki değerler açısından etkilemelerine ve her türlü öğretici rollerine dayanır.



Anne-babanın etkilemeleri ve öğretici rolleri, ya bilinçli ve sistemli rasyonel eylemlerle veya gelişigüzel, tesadüfî, bilinçdışı tavırlarla ortaya çıkmaktadır. Öğretme ve etkileme bilinci ile yapılmayan tesadüfî (olağan ve kendiliğinden) davranışların hangi sonuçları hâsıl edeceği kestirilemez. Çünkü her [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=676&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Çocuğun ailede din ve ahlâk eğitimi, anne-babanın onu dini ve ahlâki değerler açısından etkilemelerine ve her türlü öğretici rollerine dayanır.</p>
<div id="picbox">
<ul id="post_pic"><img class="alignleft" src="http://www.milligazete.com.tr/dosyalar/haberler/2009/10/24/141460/aile-egitiminin-onemi-ve-icerigi-medium-0.jpg" alt="Aile eğitiminin önemi ve içeriği - " /></ul>
</div>
<div>Anne-babanın etkilemeleri ve öğretici rolleri, ya bilinçli ve sistemli rasyonel eylemlerle veya gelişigüzel, tesadüfî, bilinçdışı tavırlarla ortaya çıkmaktadır. Öğretme ve etkileme bilinci ile yapılmayan tesadüfî (olağan ve kendiliğinden) davranışların hangi sonuçları hâsıl edeceği kestirilemez. Çünkü her etki, farklı kişilerde, farklı zamanlarda değişik tepkiler oluşturabilmektedir. Rastgele etkilerin olumlu tepkiler oluşturması için bunların belli değerler üzerinde tutarlılık ve süreklilik göstermesi gerekir. Babanın veya annenin bütün davranışları dini ve ahlâki değerler üzerinde doğru, tutarlı ve sürekli olduğu takdirde çocukların bu yönde davranışlar geliştirmeleri kaçınılmaz olur.<span id="more-676"></span></div>
<h4>Dikkat!</h4>
<p>Ancak her babanın veya annenin kendi değerleri doğrultusunda dört dörtlük bir tutarlılık ve süreklilik göstermesi olgusu kolay rastlanır bir şey değildir. Buna anne ve babanın farklı kişiler olarak gösterdikleri davranış farklılıkları da eklenince aile içindeki etkileşimlerin tesadüfî sonuçlar üretmeye terk edilmemesinin önemi daha iyi anlaşılmış olur.</p>
<h4>Çocuklar, sürekli kayıt yapan birer kameradır!</h4>
<p>Çocuklar, büyüklerin zaaflarını çabuk fark eden dikkatli birer gözlemci oldukları için onların aile içinde dini ve ahlâki değerler ve davranışlar kazanabilmeleri için bilinçli, sistemli ve akılcı çabalara ihtiyaç vardır. İnsan yaratılıştan çok üstün özelliklere, mükemmel bir ruhi dokuya sahip olarak dünyaya gelmesine rağmen fiziksel, zihinsel ve ahlâki olgunluğa kavuşuncaya kadar uzun süre geçmektedir. Çocuk bu süre içinde kendi kendine yetmeyip yetişkinlerin yardımına ihtiyaç duymaktadır. Onun nasıl bir kişiliğe sahip olacağına, hangi değerleri edineceğine kendisi değil büyükler karar vermektedir.</p>
<p>Çocuk her türlü etkiye açık, &#8216;hayrı da şerri de kabul edebilecek kabiliyette yaratılmış olduğundan&#8217; ana-baba onu ne şekilde etkiliyorsa çocuk o şekilde etkilenip o etkilerle şekillenmektedir. Bu durum çocuk yetiştiren büyükler için ciddi bir sorumluluktur. Anne ve babının bu sorumluluğu en iyi şekilde nasıl yerine getirecekleri konusu önemli bir ailede din eğitimi problemi olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>Bu konuda neler yapılabileceği, çocukları dini ve ahlâki yönden istenen iyi özelliklerle yetiştirebilmek için onlara aile içinde ne tür etkilerin yöneltileceği deneysel araştırmalara dayanan bilimsel ve akılcı tespitleri gerektirmektedir. Son zamanlarda bu konuda önemli çalışmalar yapılmakta, tecrübelere dayalı birtakım ilkeler ve yöntemler geliştirilmektedir.</p>
<h4>Çocuk eğitiminde hiçbir metot, çocuktan önemli olmamalıdır</h4>
<p>Şüphesiz ki, tecrübeler ve bunlardan çıkarılan prensipler ve idealler çocuk yetiştirmede ihmal edilemez imkânlardır. Ancak çocuk ister istemez bir değerler dünyasının içinde doğmakta ve bu dünyanın mensuplarının birikimleri, fikir ve kanaatleri çerçevesinde kendi kişiliğini ve kabiliyetlerini geliştirebilmektedir. İlkeler her zaman olgularla örtüşmemekte ve beklenen sonucu vermemektedir. Bu durumda ilkelerle birlikte idealler de ön plana çıkabilmektedir. Ancak hiçbir ideal, prensip veya metot çocuktan önemli olmamalıdır. Çocuklar prensipler için değil prensipler çocuk içindir ve onlar çocuğa yararlı olduğu sürece uygulanır ve bir değer ifade ederler.</p>
<p>Çocuğun fıtrattan getirdiği saf ve dingin yetileri ile kendini gerçekleştirme çabası, dini ve ahlâki değerlere özgürce yönelmesini sağlayacak tedbirlerle beslenecektir. Bu husus göz ardı edilerek sabit idealler uğruna katı ilkeler uygulamak çoğunlukla beklenenin aksine sonuçlar vermektedir.</p>
<h4>Çocuk eğitimi doğumdan önce başlar</h4>
<p>Ana-babanın çocuğuna nasıl bir eğitim vereceği hususuna dönecek olursak öncelikle bunun doğumdan itibaren başlanan uzun bir süreç olduğunu belirtmemiz gerekir. İnsanın dünya ile bağlantısını kuran beş duyusu çalışmaya başladığı andan itibaren çevre ile ilişki kurma ve etkilenme süreci başlamaktadır. Bu süreçte çocuğun fiziksel, zihinsel ve cinsel yetilerinin gelişimi uzun zaman alan ve belli aşamalardan geçen bir seyir takip eder. Bu süreç içinde çocuğun gelişimi belli ilkelere dayandığı için onun eğitimi de bu ilkeler çerçevesinde yürütülecektir.</p>
<p>Piaget, çocuğun belli dönemlerdeki yetilerinin karakteristik özelliklerine göre zihinsel gelişimi üç evreye ayırır. Bunlardan ikisi çocuğun tamamen ailenin kontrolünde olduğu okul öncesi döneme aittir. Bu evreler, duyu-hareket dönemi ve işlem öncesi dönem diye adlandırılır.</p>
<h4>Piaget&#8217;nin zihinsel gelişim evreleri</h4>
<p>Duyu-Hareket Dönemi, doğumdan itibaren geçen ilk iki yıllık süreyi kapsamaktadır. Bu dönemde bebek çevresindeki nesnelere bir anlam verememesine karşın onlara büyük bir ilgi duyar. Çocuk bu dönemde çevresiyle sadece duygusal etkileşimler yaşar, annesinin sıcaklığını, sevgisini duyar, onun ilgi ve ilgisizliğinden etkilenir, çevresindeki sesleri, görüntüleri, sevgi ve kavga davranışlarını algılayıp bilinçaltına kaydeder.</p>
<p>Bu dönemde çocuğun dini ve ahlâki değerler kazanmasını sağlayacak öğretici anne-baba rolü, onun hep dini ve ahlâki değerler yönünde tutum ve davranışlar görmesini, yanlış ve aykırı sesler yerine tatlı, hoş, sevecen sesler duymasını sağlamak şeklinde olacaktır. Büyüklerin çocuğa karşı içten, sıcak ve sevecen tavırları, onun görebildiği ortamlarda başkalarına karşı gösterdiği sevgi, uyum, yardım davranışları çocukta çok olumlu etkiler bırakır.</p>
<p>Çocuk sevgi-nefret, cömertlik-cimrilik, uyum-uyumsuzluk, dürüstlük-hilekârlık vb. bütün duyguları duyu-hareket döneminde ana babası ve diğer aile bireyleri ile ilişkilerinden kazanmaya başlar. Sosyal gelişimin ilk evresi olan 0-18 aylık dönemde çocuk annesi ile sıkı bir duygusal iletişim yaşamaktadır. Bu dönemde annenin çocukla olan iletişimin olumlu olması onda temel güven duygusunun, olumsuz olması da güvensizlik duygusunun gelişmesini sağlar. Bebeğin beslenme, temizlik, dokunulma, rahatlatılma ihtiyaçlarını gidermede annenin uygun zamanlı, düzenli ve tutarlı davranışları çocukta temel güven duygusunun gelişmesine sebep olurken bu konudaki düzensiz ve tutarsız davranışları da çocukta güvensizlik duygusunun oluşmasına sebep olmaktadır.</p>
<p>İşlem Öncesi Dönem, 2 yaş ile 6 yaş arasında geçen süreyi kapsamaktadır. Bu dönemde çocuk nesnelere anlam vermeye, onların ilişkilerini fark etmeye başlarlar, nesnelere yönelik eylemlerini düşünceye dayandırsa da mantıksal davranış gösteremez; kötüyü, yanlışı, faydalıyı, zararlıyı kendine göre bir ilişki düzeyinde algılayabilir ve ancak bu düzeyde onlara karşı tutum alabilir. Ancak çocuk bir şeyin kötü veya yanlış olduğunu, öğretilmedikçe veya denemedikçe bilemez, her gördüğünü taklit etmeye çalışır ve büyüklerin yaptığı her davranışı iyi ve doğru olarak algılar.</p>
<p>Yine bu dönemde çocuk ben merkezlidir, kendi eğilim ve arzularını ön planda tutarak başkalarının bakış açısı ile kendi bakış açısı arasında ayırım yapamaz. Anne-babanın yoğun bir şekilde korumacı davrandığı bu dönemde çocuk kendisine ilginç ve çekici gelen olaylar ve ilişkiler içinde kişiliğini geliştirme, kendisi olma ve bağımsız davranma eğilimindedir.</p>
<p>Ana-babanın sınırlayıcı tavrı ile çocuğun özgürleşme eğilimi şeklinde başlayan bu zıt yönlü davranış ilişkisi, dikkatli bir şekilde uzlaştırılmadığı takdirde ileride tarafları birbirinden uzaklaştıracak yönde gelişme potansiyeline sahiptir. Aile eğitimi çocuğun bu özelliklerini dikkate alarak yürütülmesi gereken çok önemli ve o ölçüde de bilgi ve maharet gerektiren bir iştir.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/asrisaadet.wordpress.com/676/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/asrisaadet.wordpress.com/676/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/asrisaadet.wordpress.com/676/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/asrisaadet.wordpress.com/676/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/asrisaadet.wordpress.com/676/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/asrisaadet.wordpress.com/676/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/asrisaadet.wordpress.com/676/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/asrisaadet.wordpress.com/676/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/asrisaadet.wordpress.com/676/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/asrisaadet.wordpress.com/676/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=676&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/27/aile-egitiminin-onemi-ve-icerigi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2098adb46b66caf7e320158b1bad4c9d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Kutlu Asır</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.milligazete.com.tr/dosyalar/haberler/2009/10/24/141460/aile-egitiminin-onemi-ve-icerigi-medium-0.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Aile eğitiminin önemi ve içeriği - </media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Çocuklar hak davanın yeni ışıklarıdır!</title>
		<link>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/27/cocuklar-hak-davanin-yeni-isiklaridir-2/</link>
		<comments>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/27/cocuklar-hak-davanin-yeni-isiklaridir-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 14:26:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kutlu Asır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne - Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklar İçin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/27/cocuklar-hak-davanin-yeni-isiklaridir-2/</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın sürüklendiği yön
Şu anda dünyanın sürüklendiği ve daha da sürüklenmek istendiği istikamet hiç de iç açıcı değildir. Boşluklar dolmadan, gönüllere sevgi yerleşmeden, ebedî âlemdeki nimet ve mükâfatın, zevk ve huzurun, saadet ve selâmetin, rütbe ve makamın, geçici olan bu dünyadan çok daha güzel, çok daha kıymetli ve çok daha devamlı olduğu şuuruna insanlar erdirilmeden bu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=675&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Dünyanın sürüklendiği yön</strong></p>
<p>Şu anda dünyanın sürüklendiği ve daha da sürüklenmek istendiği istikamet hiç de iç açıcı değildir. Boşluklar dolmadan, gönüllere sevgi yerleşmeden, ebedî âlemdeki nimet ve mükâfatın, zevk ve huzurun, saadet ve selâmetin, rütbe ve makamın, geçici olan bu dünyadan çok daha güzel, çok daha kıymetli ve çok daha devamlı olduğu şuuruna insanlar erdirilmeden bu kötü gidişin durdurulması mümkün görünmüyor.<span id="more-675"></span></p>
<p>Ancak bu sürüklenişin devam etmesi de mümkün değildir. Gün gelip bir noktada duracağı da şüphesizdir. Acılar ve sancılar iyi birer terbiyeci, iyi uyandırıcılardır&#8230; Bu uyanışlar, zaman zaman geç bir uyanış olsa da, hoşa giden bir uyanış şekli olmasa da çok canlı ve tesirli, daha doğrusu can havliyle bir uyanıştır. Bu gerçekleşecektir. Ümidimiz, arzumuz çok gecikmemesi, iş işten geçmeden olgunlaşması, akıl başa gelerek, gönüller hakka yönelerek gerçekleşmesidir.</p>
<p><strong>Bir işi inanarak yapmak, bereketi artırır!</strong></p>
<p>Amel defterine güzelliklerin yazılmaya devam etmesi için onu açık tutacak hayırlı ameller, hayırlı eserler ve yavruların dünyada bırakılması gerektiğine gönülden inanılmadan uçuruma yuvarlanış engellenemez. İnsanlar inanmadıkları şeyi ancak menfaat karşılığı veya tehditle geçici ve isteksiz olarak yaparlar. İsteksiz ve hedefsiz işler bereketsizdirler.</p>
<p>Yıllar yılı işlenen ve artık bir zihniyet halini alan ve giderek tesiriyle birlikte büyüyen hatalar, kulağımıza ulaşan cılız seslenişlerle, yakınmalarla silinip yok edilemezler.</p>
<p>Bu seslenişlerin, yakınışların bile sahteliği gözler önündeyken kalplere tesiri ümit edilemez. Kendi ülkelerine çocuk doğumları için yapılan çağrılar, teşvik tedbirleri, başka milletlerin kökünü kurutmak için yürütülen çalışmalar, nüfus planlaması adı altında milletlerin geleceği ile oynama gayretleri ve &#8220;-siz nüfusunuzu azaltın, biz çoğaltmak zorundayız,&#8221; şeklinde sarf edilen çiğ sözlerin tesirleri çok ömürlü olmayacaktır.</p>
<p>Başkalarını yıkmak için çeşitli kılıflar altında yürütülen saldırılar, gün gelecek saldırganların yıkılışını hazırlayacaktır.  Şahsî menfaatlerine ve rahatlarına alışanlar, menfaat ve rahatlarıyla birlikte biteceklerdir.</p>
<p><strong>İslam, &#8216;orta yol&#8217;dur</strong></p>
<p>Aşırılıklardan uzak &#8220;Hak Yol&#8221; ve &#8220;Orta Yol&#8221; olan İslâmiyet&#8217;in bize kazandırdığı hasletler ve değerler tek tek incelendiğinde, her biri insaf ve ibretle değerlendirildiğinde ne kadar kıymetli ve lüzumlu hasletler ve değerler olduğu, kaybının ne derece büyük bir kayıp olacağı çok daha iyi anlaşılacaktır.</p>
<p>Ahireti yok sayarak yeni bir dünya kurmaya, İslâm nurunu söndürerek insanlığı karanlığa mahkûm etmeye çalışanlar ve adını &#8220;aydınlık gelecek&#8221; koyanların daha şimdiden bir çok alanda çaresizliği yaşadıkları gözler önündedir. Bakanlar görecek, hissi hala var olanlar hissedeceklerdir. Akıp giden zaman insana çok şey öğretir, ancak yavaş yavaş ve acılarla öğretir. Onun dilinden zeki insanlar anladığı gibi, ahmaklar da anlar. Çünkü onun anlatışı çok tesirlidir.</p>
<p>Ancak o, çok defa hastalıkları, hataları, yapılmaması gerekenleri anlatır, bu konuda tecrübeler sunar&#8230; Bizim yapılması gerekeni bilmeye ve tedavi reçetesine ihtiyacımız vardır. Bunu her insanın anlaması o kadar kolay değildir. Bunun için her insanın belli ölçülerde irşada, yol göstericiye ihtiyacı vardır.</p>
<p>Allah Resulü (sav) ve onun bize miras bıraktıkları, bunun için vardır.</p>
<p><strong>Çocuklar, yepyeni filizlerdir!</strong></p>
<p>Onlar inandığımız hak davanın yeni ışkınları, yeni filizleridir. Hakka giden kervanın yeni zincirleridir. Bu dünyayı terk ettikten sonra geride kalan göz nurlarımızdır.</p>
<p>Zikr-i Hakîm&#8217;de, Rahman&#8217;ın kullarının özellikleri zikredilirken onların Rabb&#8217;lerine şu arzu ve duygularla duâ ettikleri yer alır: &#8220;Rahmân&#8217;ın kulları; Rabbimiz! Bizlere, yüzümüzü ağartacak, göz nûrumuz olacak eşler ve çocuklar, nesiller nasib eyle! Bizleri takvâ sahiplerine önder kıl! derler&#8221;  (Furkân, 25/ 74)</p>
<p>Rahmân&#8217;a kulluğun şuurunda olan, bununla izzet ve şeref duyan her mü&#8217;min gönlün arzu ve duâsı da bu olmalıdır. Bu yönde gayret sarf etmelidir. Hangi dünya malı, göz nûru, gönül süruru olacak eşler ve çocuklardan, güzel hasletlerle filizlenip gelişen torunlardan daha büyük nimet olabilir?  Hele de, her hayırda önde giden, her güzellikte payı olan, geçtiği hayat yollarında unutulmaz eserler bırakan, büyüklerine hayır duâlar eden ve ettiren insanlar olurlarsa&#8230;</p>
<p><strong>Peygamber duaları</strong></p>
<p>İbrahim Aleyhisselâm&#8217;dan bize ulaşan çok güzel duâlar vardır. Bunlardan bir demet meydana getirdiğimizde birçok inceliğe, güzelliğe şahid oluruz. Meselâ bir duâsında; &#8220;Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir zürriyet ver!&#8221; (Sâffât, 37/ 100) diye niyâz eder. Bu duâ, derin derin düşünebilenler için çok şey ifade eden bit duâdır.</p>
<p>Şimdi diğer duâlarına dikkat edelim: &#8220;Rabbim! Beni ve zürriyetimden gelecek nesilleri de namazı hakkıyla edâ edenlerden eyle. Ey Rabbimiz! Duâlarımızı kabul buyur.&#8221;  (İbrâhîm, 14/ 40)</p>
<p>Beytullah&#8217;ı bina eden İbrâhîm (as) ile oğlu İsmâil (as) bir taraftan taş taş duvarları örerken diğer taraftan Rabblerine şöyle duâ ediyorlardı: &#8220;Ey Rabbimiz! Senin için yapılan şu hizmeti kabul buyur. Şüphesiz ki Sen her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi bütün yönleri ve derinlikleriyle bilensin. [Buhari]</p>
<p>Ey Rabbimiz! Bizleri Sana gerçekten teslim olan, iki Müslüman kıl. Soyumuzdan yalnız Sana boyun büken, yalnız Sana kulluk edip teslim olan bir ümmet yetiştir. İbadetlerimizi, Hac görevlerimizi nerede, nasıl ve ne şekilde yapacağımızı bizlere göster, bize öğret ve tevbemizi kabul buyur.</p>
<p>Şüphesiz ki Sen, tevbeleri çok kabul buyuran, engin ve sonsuz rahmet sahibisin.</p>
<p>&#8220;Ey Rabbimiz! Onlara, senin âyetlerini okuyacak, kitap ve hikmet öğretecek, onları manevî temizliğe, nezahete ulaştıracak kendi içlerinden bir peygamber gönder. Şüphesiz ki Sen, azîz ve hakîm olan Allah&#8217;sın.&#8221; (Bakara, 2/ 127-129)</p>
<p><strong>Hz. İbrahim&#8217;in duasını tekrar&#8230;</strong></p>
<p>Bu duâlara dikkat ediniz. İbrahîm (as), neslinin dünya geçimini, emniyetini, huzur ve saadetini düşündüğü gibi, uhrevî huzurunu, ebedî saadetini de düşünüyor, onlara kendi içlerinden bir resül gönderilmesi için Rabbine duâ ediyordu. Onların diliyle konuşan, onların yaşayış tarzını, örf ve adetlerini bilen, onları iyi değerlendiren ve onlara hak yolu gösteren, Allah&#8217;ın kitabını tebliğ eden, açıklayıp öğreten, Yaratan&#8217;ın emir ve nehiylerine uyarak nasıl huzur içinde yaşanacağının en güzel numûnelerini sunan, anlattıklarını açık ve fasih bir üslupla dile getiren, onlara karşı rahmet ve şefkat duyan bir peygamber&#8230;</p>
<p>Ve o peygamber gönderildi. Gönderilen bu peygamber, Hâtemü&#8217;l-Enbiyâ Muhammed Mustafâ&#8217;dır. Âlemlere Rahmet, Vesîle-i Hidâyet&#8217;tir.</p>
<p>Milli Gazete / Şerafettin Kalay</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/asrisaadet.wordpress.com/675/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/asrisaadet.wordpress.com/675/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/asrisaadet.wordpress.com/675/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/asrisaadet.wordpress.com/675/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/asrisaadet.wordpress.com/675/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/asrisaadet.wordpress.com/675/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/asrisaadet.wordpress.com/675/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/asrisaadet.wordpress.com/675/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/asrisaadet.wordpress.com/675/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/asrisaadet.wordpress.com/675/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=675&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/27/cocuklar-hak-davanin-yeni-isiklaridir-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2098adb46b66caf7e320158b1bad4c9d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Kutlu Asır</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>H.z Peygamber&#8217;in daveti.</title>
		<link>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/27/cocuklar-hak-davanin-yeni-isiklaridir/</link>
		<comments>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/27/cocuklar-hak-davanin-yeni-isiklaridir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 14:17:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kutlu Asır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Asr-ı Saâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimiz'e İthaf]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[H.z Muhammed (s.a.v) Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Hak dava]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://asrisaadet.wordpress.com/?p=670</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Peygamber&#8217;in toplantılarda halkı İslam&#8217;a davet etmesi Cenab-ı Hak &#8220;En yakın aşiretini uyar&#8221; (Şuara: 26/214) ayetini indirdiğinde Hz. Peygamber evinden çıkıp Merve tepesine gitti. Sonra: &#8220;Ey Fihroğulları!&#8221; diye bağırdı. Kureyşliler süratle Rasûlullah&#8217;a geldiler. Ebu Leheb bin Abdulmuttalib (bu kişi Rasûlullah&#8217;ın özbeöz amcasıdır)

&#8220;İşte Fihroğulları yanındadır, söyle!&#8221; dedi. Rasûl-ü Ekrem: &#8220;Ey Ğalibogulları!&#8221; deyince Fihroğullarından Benî Muharib ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=670&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Hz. Peygamber&#8217;in toplantılarda halkı İslam&#8217;a davet etmesi Cenab-ı Hak &#8220;En yakın aşiretini uyar&#8221; (Şuara: 26/214) ayetini indirdiğinde Hz. Peygamber evinden çıkıp Merve tepesine gitti. Sonra: &#8220;Ey Fihroğulları!&#8221; diye bağırdı. Kureyşliler süratle Rasûlullah&#8217;a geldiler. Ebu Leheb bin Abdulmuttalib (bu kişi Rasûlullah&#8217;ın özbeöz amcasıdır)</p>
<div id="picbox">
<ul id="post_pic"><img class="alignleft" src="http://www.milligazete.com.tr/dosyalar/haberler/2009/10/26/141640/hz-peygamberin-daveti-medium-0.jpg" alt="Hz. Peygamber’in daveti - " />&#8220;İşte Fihroğulları yanındadır, söyle!&#8221; dedi. Rasûl-ü Ekrem: &#8220;Ey Ğalibogulları!&#8221; deyince Fihroğullarından Benî Muharib ve Benî Haris yanından ayrıldılar. Rasûl-ü Ekrem</ul>
</div>
<p>&#8220;Ey Luey bin Ğalibogulları!&#8221; deyince, Benî Teym el-Edrem bin Ğaliboğulları yanından ayrıldı. Rasûl-ü Ekrem: &#8220;Ey Kâb bin Lueyoğulları!&#8221; deyince, bu sefer Benî Amir bin Luey Rasûlullah&#8217;ın yanından ayrıldı.<span id="more-670"></span></p>
<p>Rasûl-ü Ekrem: &#8220;Ey Mürre bin Kâboğulları&#8221; deyince, Benî Adiy bin Kâb, Benî Sehm, Benî Cumeh bin Amr bin Huseys bin Kâb bin Luey, Rasûlullah&#8217;ın yanından ayrıldı. Rasûlullah:</p>
<p>&#8220;Ey Kilab b,n Murreoğulları!&#8221; deyince, Benî Mahzun bin Yakaza bin Murre ve Benî Teym bin Murre Rasûlullah&#8217;ın yanından ayrıldı.</p>
<p>Rasûl-ü Ekrem: &#8220;Ey Kuseyoğulları!&#8221; deyince, bu sefer Benî Zühre bin Kilab Rasûlullah&#8217;ın yanından ayrıldı. Rasûl-ü Ekrem: &#8220;Ey Abdi Menafoğulları!&#8221; deyince, Benî Abduddâr bin Kusay ve Benî Esed bin Abduluzza bin Kusay ve Benî Abd bin Kusay Rasûlullah&#8217;ın yanından ayrıldı.</p>
<p>Bunun üzerine Ebu Leheb: &#8220;İşte Abdi Menafoğulları senin yanında. Şimdi konuş!&#8221; dedi.</p>
<p>Rasûl-ü Ekrem şöyle devam etti: &#8220;Allah bana en yakın aşiretimi uyarmamı emretti. Sizler benim Kureyş&#8217;ten en yakın akrabalarımsınız. Ben Allah&#8217;tan sizin için herhangi bir nasip verme iktidarında değilim. Ahirette de size bir nasip veremem. Ancak siz lailaheillallah derseniz bu olur. Ben bu kelimenizle Rabbinizin katında size şahidlik edeceğim. Bunu söylediğiniz takdirde Araplar sizin emrinize girecek, Acemler size baş eğecektir.&#8221;</p>
<p>Bunun üzerine Ebu Leheb, Rasûl-ü Ekrem&#8217;e hitaben: &#8220;Helâk olasıca! Bunun için mi bizi buraya çağırdın&#8221; dedi ve Cenabı Hak Ebu Leheb hakkında Mesed suresini nazil etti. Bu surede &#8220;Ebu Leheb&#8217;in iki eli de kurusun&#8221; denilmiştir. [İbn Sa'd, Buhari, Müslim]</p>
<h4>Hz. Peygamber&#8217;in panayırlarda halkı İslam&#8217;a davet etmesi</h4>
<p>Tarık bin Abdullah şöyle anlatıyor: &#8220;Zü&#8217;l-Mecaz panayırında bulunuyordum. Genç bir kişi geçti. Sırtında kırmızı bir cübbe vardı. Şöyle diyordu: &#8216;Ey insanlar! Lâilâheillallah deyiniz, kurtulunuz!&#8217; Arkasında da bir kişi vardı. Bu arkadaki kişi Hz. Peygamber&#8217;in topuklarını kan içerisinde bırakmıştı. Mübarek baldırlarına taş atmış, onları kanatmıştı. O da: &#8216;Ey insanlar! Bu adam yalancıdır, ona itaat etmeyiniz&#8217; diyordu. Sordum: &#8216;Bu kimdir?&#8217; Dediler ki: &#8216;Bu, Haşim soyundan gelen ve ben peygamberim diyen kişidir. Arkasındaki de amcası Abduluzza&#8217;dır. [Tabarani, Heysemi]</p>
<p>Benî Malik bin Kinane&#8217;den olan bir kişi şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber&#8217;i Zü&#8217;l-Mecaz panayırında gördüm. Panayırı karış karış geziyor ve şöyle diyordu: &#8216;Ey insanlar! Lâilâheillallah deyiniz, kurtulunuz!&#8217;</p>
<p>Ebu Cehil de Hz. Peygamber&#8217;in üzerine toprak atıyor ve diyordu ki: &#8216;Bu kişi sakın sizi dininizden ayırmasın, sizi aldatmasın! O ilahlarınızı; Lat ve Uzza&#8217;yı terketmeniz için bu çabayı göstermektedir! Fakat Hz. Peygamber, Ebu Cehil&#8217;e hiç aldırmıyordu. Ona dönüp bakmıyor, niye böyle yapıyorsun, demiyordu. Onu önemsemiyordu. İmam Ahmed, o kişiye, Rasûlullah&#8217;ı bize sıfatlandır, dedi. O kişi Hz. Peygamber&#8217;i şöyle tarif etti:</p>
<p>&#8220;Onun sırtında iki tane kırmızı kürk vardı. Orta boylu, etine dolgundu. Güzel yüzlüydü. Yüzü beyazdı hem de çokça beyazdı. Saçları çok ve siyahtı, ne kıvırcık ne de tamamen düzdü&#8221; [Heysemi]</p>
<h4>Hz. Peygamber&#8217;in yakın akrabalarını İslam&#8217;a davet etmesi</h4>
<p>&#8220;En yakın hısımlarını uyar!&#8221; ayeti geldiğinde Hz. Peygamber, ehli beytinden olanları bir araya getirdi. Sayıları otuzdu. Yediler, içtiler.</p>
<p>Hz. Peygamber onlara: &#8220;Hanginiz benim dinimin gereklerini yerine getirmeyi, sözlerimi dinlemeyi kabul eder ki benimle beraber cennette olabilsin ve ailem arasında da benim halifem olsun&#8221; dedi.</p>
<p>Akrabalarından birisi bu sözler karşısında: &#8216;Ey Allah&#8217;ın Rasûlü! Sen bir denizsin. Kim bu vazifeyi yerine getirebilir?&#8217; dedi. Sonra Hz. Peygamber bunu üç defa tekrar etti. Fakat hiçbir cevap alamadı. Bunun üzerine: &#8216;Ben kabul ediyorum&#8217; dedim. [İmam-ı Ahmed, Hz. Ali'den]</p>
<p>Hz. Peygamber, Abdulmuttaliboğulları&#8217;nı topladı veya çağırdı. Hepsi tek başına bir kuzu yiyebilirdi ve tek başına üç sa&#8217; büyüklüğünde olan bir kab içki içebilirdi. Hz. Peygamber ancak bir avuç kadar yemek hazırlatmıştı. Onlar yediler, doydular, yemek de olduğu gibi kaldı. Sanki hiç kimse ona el sürmemişti. Sonra Hz. Peygamber bir küçük bardak süt istedi. Onlar kana kana içtiler, süt olduğu gibi kaldı. Sanki ona hiç kimse dokunmamış ve o içilmemişti.</p>
<p>Ve Hz. Peygamber şöyle dedi: &#8220;Ey Abdulmuttalib&#8217;in oğulları! Ben özel olarak Allah tarafından size, genel olarak da insanlara peygamber olarak gönderildim. Siz de bu yemek ve içmekteki mucizeden gördüklerinizi gördünüz. Acaba hanginiz benim kardeşim ve arkadaşım olmak hususunda bana biat eder?&#8221;</p>
<p>Hiç kimse Hz. Peygamber&#8217;in bu teklifini kabul etmedi. Ben kalktım. Onların hepsinden yaşça daha küçüktüm. Hz. Peygamber bana &#8216;Otur!&#8217; dedi. Sonra da bu sözü üç defa tekrarladı. Her defasında ayağa kalkıyordum, o da bana &#8216;Otur!&#8217; diyordu. Üçüncü defa ayağa kalktığımda elimden tuttu. [İmam-ı Ahmed, Hz. Ali'den]</p>
<h4>Hz. Peygamber&#8217;in Ebu Cehil&#8217;i İslâm&#8217;a davet etmesi</h4>
<p>Muğire bin Şube şöyle anlatıyor: Rasûlullah&#8217;ı ilk tanıdığım günde, Ebu Cehil bin Hişam ile beraber Mekke&#8217;nin bazı sokaklarından gidiyorduk.</p>
<p>Hz. Peygamber bize rastladı ve Ebu Cehil&#8217;e: &#8220;Ey Ebu Hakem! (Bu Ebu Cehil&#8217;in künyesidir). Allah&#8217;a ve Allah&#8217;ın Rasûlü&#8217;ne gel! Seni Allah&#8217;a davet ediyorum&#8221; dedi. Ebu Cehil: &#8220;Ey Muhammed! Sen bizim mabudlarımıza küfretmekten vazgeçer misin? İster misin, biz senin tebliğ ettiğine şahidlik edelim! Biz şahidlik ederiz ki sen tebliği yaptın. Allah&#8217;a yemin ederim, eğer ben senin söylediklerinin hak olduğunu bilseydim sana tâbi olurdum&#8221; dedi.</p>
<p>Bunun üzerine Rasûl-ü Ekrem bizim yanımızdan geçip gitti. Ebu Cehil, bana yönelerek şöyle dedi: &#8220;Allah&#8217;a yemin ederim, ben onun söylediklerinin hak olduğunu biliyorum. Fakat ona tâbi olmaktan beni meneden bir şey vardır:</p>
<p>Kusayoğulları (*) &#8216;Hicâb (Kâbe&#8217;nin anahtarları) bizdedir&#8217; dediler. Biz onlara &#8216;peki&#8217; dedik.</p>
<p>Sonra &#8216;Sikaye (Hac mevsiminde hacılara su vermek) bizim hakkımızdır&#8217; dediler. Biz &#8216;peki&#8217; dedik.</p>
<p>Sonra &#8216;Nedve (istişare için Kureyş&#8217;in toplandığı yer. Bunu Kusay inşa etmiştir. Kureyş&#8217;in Şura meclisi mesabesinde idi) bizimdir&#8217; dediler. Biz ona da &#8216;peki&#8217; dedik.</p>
<p>Sonra &#8216;Liva (harp sancağı, bunu ya Kusay taşıyordu veya istediğine veriyordu) bizimdir&#8217; dediler. Biz buna da &#8216;peki&#8217; dedik.</p>
<p>Sonra gelen hacılara yemek yedirdiler. Fakat biz de yedirdik. Nerdeyse bu haslet konusunda eşit derecede idik&#8230; Sonra dediler ki: &#8216;Bizden bir peygamber geldi&#8217;. İşte vallahi ben bunu kabul etmem&#8230;&#8221; [Beyhaki]</p>
<p>(*) Kusay, Rasulü Ekrem&#8217;in dördüncü dedesidir. Kureyş&#8217;in iftihar edeceği hasletlerini tesis eden odur. Kureyş&#8217;i evvela bir araya getirdi, saflarını düzeltti. Mekke&#8217;nin riyasetini Huzaa&#8217;dan alıp Kureyş&#8217;e verdi. Kureyşliler de onu Mekke Emiri olarak tayin ettiler. Böylece Kusay, Kab bin Luey&#8217;in sülalesinden Mekke&#8217;nin ilk kralı olan kişidir. Kavmi ona itaat etmiştir. Mekke&#8217;nin anahtarı, Zemzem kuyusu, hacılara yedirilen yemek, istişare evi Dar&#8217;un-Nedve ve Kureyş&#8217;in savaşlarda bayrak taşıma hakkı onun elindeydi. Mekke&#8217;nin bütün şerefi ona verilmişti. [Taberi, II/258]</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/asrisaadet.wordpress.com/670/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/asrisaadet.wordpress.com/670/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/asrisaadet.wordpress.com/670/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/asrisaadet.wordpress.com/670/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/asrisaadet.wordpress.com/670/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/asrisaadet.wordpress.com/670/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/asrisaadet.wordpress.com/670/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/asrisaadet.wordpress.com/670/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/asrisaadet.wordpress.com/670/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/asrisaadet.wordpress.com/670/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=670&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/27/cocuklar-hak-davanin-yeni-isiklaridir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2098adb46b66caf7e320158b1bad4c9d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Kutlu Asır</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.milligazete.com.tr/dosyalar/haberler/2009/10/26/141640/hz-peygamberin-daveti-medium-0.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Hz. Peygamber’in daveti - </media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Mümin olmanın ayırıcı yirmi vasfı</title>
		<link>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/18/mumin-olmanin-ayirici-yirmi-vasfi/</link>
		<comments>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/18/mumin-olmanin-ayirici-yirmi-vasfi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 12:56:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kutlu Asır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Asr-ı Saâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an İklimi]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://asrisaadet.wordpress.com/?p=668</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım&#8221; buyurur Rabbimiz, Zariyat suresinin 56. ayetinde. İnsanın yaratılışı Allah&#8217;a kul olma üzerine kuruludur.






// &#60;![CDATA[
//[CDATA[
   var m3_u = (location.protocol==&#039;https:&#039;?&#039;https://adsrv.prodestek.com/www/delivery/ajs.php&#039;:&#039;http://adsrv.prodestek.com/www/delivery/ajs.php&#039;);
   var m3_r = Math.floor(Math.random()*99999999999);
   if (!document.MAX_used) document.MAX_used = &#039;,&#039;;
   document.write (&#34;");
//]]
// &#8211;&#62;
// ]]&#62;&#38;lt;a href=&#8217;http://adsrv.prodestek.com/www/delivery/ck.php?n=a831eec1&#38;amp;amp;cb=INSERT_RANDOM_NUMBER_HERE&#8217; target=&#8217;_blank&#8217;&#38;gt;&#38;lt;img src=&#8217;http://adsrv.prodestek.com/www/delivery/avw.php?zoneid=68&#38;amp;amp;cb=INSERT_RANDOM_NUMBER_HERE&#38;amp;amp;n=a831eec1&#8242; border=&#8217;0&#8242; alt=&#8221; /&#38;gt;&#38;lt;/a&#38;gt;

Kul [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=668&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div>
<p>&#8220;Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım&#8221; buyurur Rabbimiz, Zariyat suresinin 56. ayetinde. İnsanın yaratılışı Allah&#8217;a kul olma üzerine kuruludur.</p>
<div>
<div id="picbox">
<ul id="post_pic">
<li></li>
<p><img class="alignleft" src="http://www.milligazete.com.tr/dosyalar/haberler/2009/10/17/140954/mumin-olmanin-ayirici-yirmi-vasfi-medium-0.jpg" alt="Mümin olmanın ayırıcı yirmi vasfı - " /></ul>
</div>
<div style="margin-top:10px;display:none;">// &lt;![CDATA[<br />
//[CDATA[<br />
   var m3_u = (location.protocol==&#039;https:&#039;?&#039;https://adsrv.prodestek.com/www/delivery/ajs.php&#039;:&#039;http://adsrv.prodestek.com/www/delivery/ajs.php&#039;);<br />
   var m3_r = Math.floor(Math.random()*99999999999);<br />
   if (!document.MAX_used) document.MAX_used = &#039;,&#039;;<br />
   document.write (&quot;");<br />
//]]<br />
// &#8211;&gt;<br />
// ]]&gt;&amp;lt;a href=&#8217;http://adsrv.prodestek.com/www/delivery/ck.php?n=a831eec1&amp;amp;amp;cb=INSERT_RANDOM_NUMBER_HERE&#8217; target=&#8217;_blank&#8217;&amp;gt;&amp;lt;img src=&#8217;http://adsrv.prodestek.com/www/delivery/avw.php?zoneid=68&amp;amp;amp;cb=INSERT_RANDOM_NUMBER_HERE&amp;amp;amp;n=a831eec1&#8242; border=&#8217;0&#8242; alt=&#8221; /&amp;gt;&amp;lt;/a&amp;gt;</div>
</div>
<p>Kul olmanın ilk adımı şüphesiz, tertemiz bir inançla inanmak ve ardından şüphesiz teslim olmaktır. Gerçek mümin kimdir? Cevabını arayacağımız en önemli sorumuz bu! Hayat kitabımız Kuran-ı Kerim, Müminleri nasıl tanımlıyor? İşte Allah&#8217;ın kitabından mümin kimdir sorusunun cevabı ve müminlerin temel vasıfları&#8230; Aynanın karşısına kendimizi koymak için hepimize güçlü bir vesile olacaktır bu vasıflar.</p>
<p>1) Allah&#8217;a ve Resulüne inanırlar</p>
<p>&#8220;İman edenler ancak, Allah&#8217;a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir&#8221; [Hücurat 15]<span id="more-668"></span></p>
<p>2) Kitapların tümüne inanırlar</p>
<p>&#8220;İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman &#8220;inandık&#8221; derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: &#8220;Öfkenizden ölün!&#8221; Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü bilir&#8221; [Al-i İmran 119]</p>
<p>3) Gayba inanırlar</p>
<p>&#8220;Onlar gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar&#8221; [Bakara 3]</p>
<p>4) Ahirete kesinlikle inanırlar</p>
<p>&#8220;Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar&#8221; [Bakara 4]</p>
<p>5) Allah&#8217;tan başka hiç kimseden korkmazlar</p>
<p>&#8220;Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah&#8217;ın vahiylerini tebliğ eden, Allah&#8217;tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah hesap görücü olarak yeter&#8221; [Ahzap 39]</p>
<p>6) Namazlarını huşu içinde kılarlar<br />
&#8220;Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler&#8221; [Müminun 2]</p>
<p>7) Faydasız işlerle uğraşmazlar</p>
<p>&#8220;Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler&#8221; [Müminun 3]</p>
<p> <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Zekâtlarını hakkıyla verirler</p>
<p>&#8220;İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah&#8217;a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah&#8217;a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir&#8221; [Bakara 177]</p>
<p>9) Kendilerine verilenden infak ederler</p>
<p>&#8220;İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükâfatları kendilerine iki kez verilecektir&#8221; [Kasas 54]</p>
<p>10) Ramazan&#8217;da oruç tutarlar</p>
<p>&#8220;&#8230;Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah&#8217;ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir&#8221; [Bakara 185]</p>
<p>11) İyiliği emreder kötülükten sakındırırlar</p>
<p>&#8220;Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah&#8217;a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir&#8221; [Tevbe 71]</p>
<p>12) Allah&#8217;ın adı anıldığı zaman kalpleri ürperir</p>
<p>&#8220;Müminler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Onun ayetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler&#8221; [Enfal 2]</p>
<p>13) Namuslarını korurlar</p>
<p>&#8220;Onlar, Allah ile beraber başka bir ilaha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah&#8217;ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar&#8221; [Furkan 68]</p>
<p>14) Anne ve babalarına öf bile demezler</p>
<p>&#8220;Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara &#8220;öf!&#8221; bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle&#8221; [İsra 23]</p>
<p>15) Mallarıyla ve canlarıyla cihad ederler</p>
<p>&#8220;Müminlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (müminlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) vaat etmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükâfat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir&#8221; [Nisa 95, 96]</p>
<p>16) Cihad ettikleri için kınanmaktan korkmazlar</p>
<p>&#8220;Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah&#8217;ı severler. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah&#8217;ın bir lütfüdür. Onu dilediğine verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir&#8221; [Maide 54]</p>
<p>17) Çok az uyurlar</p>
<p>&#8220;Şüphesiz Allah&#8217;a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi. Geceleri pek az uyurlardı&#8221; [Zariyat 15, 17]</p>
<p>18) Her şeye karşı Allah&#8217;ın tarafındadırlar</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, Allah&#8217;a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah&#8217;tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah&#8217;ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah&#8217;ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir&#8221; [Mücadele 22]</p>
<p>19) Hatalarında ısrar etmezler</p>
<p>&#8220;Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah&#8217;ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah&#8217;tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile, işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir&#8221; [Al-i İmran 135]</p>
<p>20) Hiçbir ticaret onları, Allah&#8217;ı anmaktan alıkoyamaz</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alış verişin kendilerini, Allah&#8217;ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar buralarda sabah akşam O&#8217;nu tespih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar&#8221; [Nur 36, 37]</p>
</div>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/asrisaadet.wordpress.com/668/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/asrisaadet.wordpress.com/668/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/asrisaadet.wordpress.com/668/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/asrisaadet.wordpress.com/668/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/asrisaadet.wordpress.com/668/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/asrisaadet.wordpress.com/668/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/asrisaadet.wordpress.com/668/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/asrisaadet.wordpress.com/668/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/asrisaadet.wordpress.com/668/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/asrisaadet.wordpress.com/668/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=668&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/18/mumin-olmanin-ayirici-yirmi-vasfi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2098adb46b66caf7e320158b1bad4c9d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Kutlu Asır</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.milligazete.com.tr/dosyalar/haberler/2009/10/17/140954/mumin-olmanin-ayirici-yirmi-vasfi-medium-0.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Mümin olmanın ayırıcı yirmi vasfı - </media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Çocuklarımızı tanımak işimizi kolaylaştırır.</title>
		<link>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/18/cocuklarimizi-tanimak-isimizi-kolaylastirir/</link>
		<comments>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/18/cocuklarimizi-tanimak-isimizi-kolaylastirir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 12:52:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kutlu Asır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne - Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklar İçin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://asrisaadet.wordpress.com/?p=665</guid>
		<description><![CDATA[Okul çağı, çocuğun aile yuvasından çıkıp dış dünyaya açıldığı toplumsal çevreye iyice karıştığı çağdır. Bu yaşa kadar kızlar tutum ve davranışlarını genellikle anne ile erkekler ise baba ile kurdukları özdeşim sonucu kazanmışlardır. Fakat okula başlamayla birlikte öğretmen davranışları da bu dönem çocuklarının davranışlarının şekillenmesinde etkili olmaktadır. Bu nedenle anne-baba ve öğretmen, model olduğunu asla unutmamalıdır.
Çocukta [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=665&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img class="alignleft" src="http://www.milligazete.com.tr/dosyalar/haberler/2009/10/18/140955/cocuklarimizi-tanimak-isimizi-kolaylastirir-medium-0.jpg" alt="" width="254" height="171" />Okul çağı, çocuğun aile yuvasından çıkıp dış dünyaya açıldığı toplumsal çevreye iyice karıştığı çağdır. Bu yaşa kadar kızlar tutum ve davranışlarını genellikle anne ile erkekler ise baba ile kurdukları özdeşim sonucu kazanmışlardır. Fakat okula başlamayla birlikte öğretmen davranışları da bu dönem çocuklarının davranışlarının şekillenmesinde etkili olmaktadır. Bu nedenle anne-baba ve öğretmen, model olduğunu asla unutmamalıdır.</p>
<p>Çocukta iyiyle kötüyü, doğru ile yanlışı seçme yeteneği yani üst benlik gelişmiştir. Çocuğun bağımlılığı azaldığından annesi, dünyasının ekseni olmaktan çıkmıştır. Bütün gününü anneden ayrı olarak ya dışarıda oyunda ya da okulda geçirebilir.<span id="more-665"></span></p>
<p>6-7 Yaş dönemi zihinsel gelişimi</p>
<p>Bu çağda çocuğun zihin gücü ve belleği bir hayli gelişir. Çocukta somut düşünce tarzı hâkimdir.  Duyguları ile düşünür. Gözlemler ve deneyler sonucu bir takım hükümler verebilir.  Bu dönemde &#8220;Toptan görüş&#8221; hâkimdir. Bu nedenle, okumayı öğretmek için harflerden başlamak yerine, çocuk için anlamlı olan cümle ve kelimelerden başlamak daha uygundur.</p>
<p>His ve heyecanlarının etkisinde kalarak yargılara varırlar. Olayları objektif olarak eleştiremezler.  Sık sık kendilerini överler ancak bu dönemin sonunda kendi kusurlarını görmeye başlar ve eleştirirler.  Zamanı ayarlayamaz, ilerisi için plan yapamazlar.  Sayıları kavramaya başlarlar. Basit toplama &#8211; çıkarma hesapları yapabilirler.  Söylenenleri dikkatle dinlerler, dikkat süreleri oldukça uzamış durumdadır.</p>
<p>Dil gelişimi</p>
<p>Bu dönemde dil çok zenginleşir. Çocuk, çok fazla kelime öğrenir.  Çocuğun sessiz okuması, sesli okumasına nazaran daha hızlıdır.  Çocuk, bu çağın sonuna doğru yabancı dil öğrenmeye hazır hale gelir.  Bu yaş çocukları konuşmaya, tekrarlamaya çok meraklıdırlar. Yazmaya ilgi ve merakları daha azdır.</p>
<p>Ahlaki gelişimi</p>
<p>Bu dönemdeki çocukların iyilik ve kötülük kavramları, ana &#8211; babanın beğendiği ve beğenmediği davranışları ile ilgili olarak değişir. Davranışlarının büyükler tarafından beğenilmesine önem verirler. Kusurlu görünmek onları endişelendirir. Suçlanmak, eleştirilmek istemezler.</p>
<p>&#8220;Başkalarına zarar vermek kötüdür&#8221; gibi genel değer yargılarına varabilirler. Bu nedenle, bu dönemdeki çocuklara hangi davranışların iyi veya kötü olduğunu tanıtmak faydalıdır.</p>
<p>Şikâyet etmeyi çok severler. Bu, onların ahlaki gelişimde kuralları katı bir biçimde algılamalarından ve davranışın altındaki niyeti henüz daha algılamamalarından kaynaklanır.</p>
<p>Aile ilişkileri</p>
<p>Aile büyüklerine karşı tavır takınırlar, yaramazlık yaparlar. Bazen de saygılı olurlar.</p>
<p>Bu dönemdeki çocukta, çoğu zaman kişiliğini gösterme, bağımsız olabilme çabasıyla inatçılık, dik başlılık, itaatsizlik olabilir.</p>
<p>Büyüklerinin her şeyi daha iyi bildikleri ve yaptıklarını düşünürler. Ana &#8211; babasını ve öğretmenlerini kendisine örnek seçerler. Kendini beğendirmek için elinden geleni yapar.</p>
<p>Okulda günün önemli bir kısmının geçirilmesine rağmen, çocuğun ana &#8211; baba sevgi ve ilgisine ihtiyacı çok kuvvetlidir.  Çok görülen şikâyet olayı, çok kere öğretmenin ilgisini çekmek için yapılır.  Tenkitler çocuklarda çok büyük etki yapar. Alay ve şakalardan alınırlar.</p>
<p>Duygusal gelişimi</p>
<p>Bu dönemdeki çocukların en önemli duygusal ihtiyaçları sevilmek, beğenilmek, değer verilmektir. Anne, baba, öğretmen tarafından ne kadar ilgi ve şefkatle muamele görürlerse, ruh sağlıkları o kadar yerinde olur.  İlgi merkezi olma ve başarılı olma isteği kuvvetlidir. Gerçek başarılar elde edemezlerse, hayali başarılarla övündükleri görülür.</p>
<p>Duygusal halleri çabuk değişir. Bu dönemde korku, öfke, kıskançlık, neşe, sevgi gibi duygular bir çocuğun gününü birbiri ardına doldurabilir.  Gündüzleri birkaç saat yalnız kalabilirler.  Çok çabuk motive olurlar, aynı oranda kendilerini çok çabuk beceriksiz olarak algılayabilirler. Her şeyin hepsini isterler. Paylaşmaktan kaçınırlar.  Kendine verilen cezalara tepki gösterirler. Bencil ve kavgacı olabilirler.  Bir şeye kızdığı zaman hemen tepki verirler.  Çok köklü kararlar verip, bunları uygulamaktan birden vazgeçebilirler.</p>
<p>İlgileri</p>
<p>Temsil oyunlarına, hayvanlara, şarkılı temsillere ilgi devam eder.</p>
<p>Kızlar; büyükler gibi giyinmeye, evcilik oynamaya;</p>
<p>Erkekler; şoförlük, pilotluk, askerlik gibi oyunlar oynamaya yönelirler.</p>
<p>Böceklere ve diğer hayvanlara ilgi görülür. Küçük alışverişler ve ev işleri yapabilirler.</p>
<p>Bir enstrüman çalabilirler.  Uzunca süre sessiz oturabilirler. Yani kendisiyle gerçek nitelikte, birlikte eğitim uygulamaları yapabilecek bir çağa gelmişlerdir.  Boyamasını istediğiniz bir şeyi dışına taşırmadan boyayabilirler.  Yazı yazarken satırlara dikkat ederler.  Gözetmen eşliğinde yüzebilirler, takım sporlarında kurallara uyabilirler.</p>
<p>Bedenen hayli hareketlidirler. Yuvarlanmaktan, güreş etmekten, toprak ve kumla oynayıp, çukur kazmaktan hayli hoşlanırlar.</p>
<p>Arkadaş ilişkileri</p>
<p>Bu yaştaki çocuklar, grup halinde oyun oynayabilirler. Arkadaşlıkları kısa sürelidir. Genellikle yakın arkadaşlarını kendi cinslerinden seçerler.  Fakir &#8211; zengin ayrılığı gözetmezler. Fakat başka sınıf, okul ve çocuklarına karşı cephe alırlar.</p>
<p>Giyim, konuşma, zevk bakımından çocuk, arkadaşlarını taklit eder ve bu konularda rekabete girerler.  Sosyal yönden saygınlık kazanmak amacıyla güç gösterimine girerler.  Eşya ve aileleriyle övündükleri görülür.  Arkadaşları önem kazanır. Grubun menfaati uğruna kendi ihtiyaçlarını erteleyebilirler.  İçinde bulundukları grupta prim yapan davranışları fark edip benimseyebilirler kavgaları, münakaşaları sık sık olur. Bu yaşlarda erkek çocukların fiziksel saldırganlığı, kız çocukların ise sözel saldırganlığı daha çok olur. Yabancı çevreye uyum sağlayabilirler.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/asrisaadet.wordpress.com/665/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/asrisaadet.wordpress.com/665/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/asrisaadet.wordpress.com/665/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/asrisaadet.wordpress.com/665/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/asrisaadet.wordpress.com/665/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/asrisaadet.wordpress.com/665/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/asrisaadet.wordpress.com/665/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/asrisaadet.wordpress.com/665/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/asrisaadet.wordpress.com/665/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/asrisaadet.wordpress.com/665/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=asrisaadet.wordpress.com&blog=322250&post=665&subd=asrisaadet&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://asrisaadet.wordpress.com/2009/10/18/cocuklarimizi-tanimak-isimizi-kolaylastirir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2098adb46b66caf7e320158b1bad4c9d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Kutlu Asır</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.milligazete.com.tr/dosyalar/haberler/2009/10/18/140955/cocuklarimizi-tanimak-isimizi-kolaylastirir-medium-0.jpg" medium="image" />
	</item>
	</channel>
</rss>