Ağustos 17, 2007 yazan: Kutlu Asır
DENİZLİ‘de ikamet eden ve yıllardan beri tanıdığım bir dostumdan aşağıdaki yazıyı aldım. Dostum yüksek tahsil yapmış, mütedeyyin, ahlâk ve karakter sahibi bir zat olup düzmece bir haber göndermesi veya iftira etmesi mevzuubahis değildir. Fax ile gelen metin aşağıdadır.
“Muhterem Hocam… Tanıdıklarımdan İbrahim bey, geçenlerde ilginç bir olay anlattı. İbrahim beyin bir yakını olan Zeki beye, (…) cemaatine mensup birkaç kişi gelmiş. “Çamlık mahallesinde filancanın evinde bir toplantımız var, siz yabancı dil biliyorsunuz, hem toplantımıza katılmış olur, hem de bize tercümanlık yaparsınız…” demişler. Zeki bey onların bu isteğini geri çevirmemiş, Denizli’nin zengin muhiti olarak bilinen Çamlık’taki eve gitmiş. Orada, birkaç yabancı da varmış. Önce kısa olarak mevlit ve ilahî okunmuş, ardından Hıristiyanlık âyini yapılmış. Bu âyinden sonra oradakilerden biri Müslümanlıktan Hıristiyanlığa geçmiş. Zeki bey bu olay karşısında şok geçirmiş ve “Beni nasıl olur da böyle bir şeye karıştırırsınız!,.” diye tepki göstermiş ve toplantıyı terk etmiş… Daha sonra İbrahim beyin yanına gelerek başından geçenleri anlatmış ve “Acaba tepki göstermekle yanlış bir şey mi yaptım? Ayıp mı oldu?” diye sormuş. İbrahim bey de tepki göstermekle çok doğru hareket ettiğini söylemiş,..” Okumaya Devam »
Posted in Araştırma, Makaleler | 5 Yorum »
Ağustos 17, 2007 yazan: Kutlu Asır
Soru: Dini inanç bu dünyayı etkilememeli deniliyor. Doğru mudur?
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Hayır, kesinlikle doğru değildir. Bu söz, insan hayatını laik ve dindar kısmı olarak ikiye ayırmaktadır. Bu mantıken mümkün değil.
Laiklik, bireysel bir vasıf değildir. Laiklik, kişilerle alâkalı değil, kurumlarla alâkalı bir kavramdır. Laiklik bir yaşam biçimi değildir.
Lâiklik, bir dînî sistem değildir ki, yaşam biçimi olsun. Lâiklik bir siyasî tedbirdir ya da bir politikadır. Bu sebepten dinin yerine lâikliği koymak hataların en büyüğüdür. Oysa ki İslâm medeniyetinin getirdiği ve üzerinde sayısız ve içtimaî, ilmî eserler sunduğu din ve vicdan hürriyeti kavramı, o kadar sistemli ve o kadar geniş toleransa sahiptir ki, dar kapsamlı bu kısır lâiklik anlayışı, bu tolerans karşısında yetersiz kalır. Tıpkı “La ikrahe fiddin (dinde zorlama yoktur)” lafzını söylemeyip de, lâik deyip kekelemek gibi. Okumaya Devam »
Posted in Araştırma, Makaleler | Yorum Yok »
Ağustos 14, 2007 yazan: Kutlu Asır
Gözünün görme sınırı olsa da gönül gözünün görme sınırı yoktur. Bazen gözlerini gönlüne çevir. Orada coşan denizleri, akan nehirleri, açan çiçekleri, uçan kelebekleri, kuduran kurtları, kuduzlaşan köpekleri gör.
Yeryüzünde yürürken yol üzerinde ayaklarının altına serilmiş halıları gör. Toprak yiyen, havanın imbiğinden geçen sulardan içen, güneşin yedi rengiyle boyandıktan sonra yetmiş bin renkte görünen otları çiçekleri, sebzeleri ve meyveleri gör.
İncir çekirdeğini küçük görüp de geçip gitme. Onun içindeki ağacı, yapraklarını ve yemişlerini gör de ona göre değer ver. İncir çekirdeğinin içine girme. Ona yön vermeye kalkma. Onun yaşayıp yeşerebileceği ortamı sağla. Okumaya Devam »
Posted in Makaleler | Yorum Yok »
Ağustos 13, 2007 yazan: Kutlu Asır
Malum olduğu üzere ekmek ve su büyüklerin olduğu kadar çocukların da hayatlarını idame ettirebilmeleri için en gerekli iki olgudur. Hayatın olmazsa olmazlarındandır. Ya oyun? Evet oyun büyükler için olmasa da, küçükler için bir nevi ekmek ve su gibidir…
Bu arada bu denli önemli etkenlerle oyunu kıyaslamak pek denk düşer mi, pek yakışık alır mı, diye sorulabilir. Evet, kıyaslanabilir. Çünkü oyunsuz kalan çocuklar adeta bir gül misali solar ve kururlar… Bu yüzden oyun çocuklar için bir nevi gıda gibi, ilaç gibi, vitamin gibi bir işlev görür… Çocuklar için adeta bir hayat iksiridir, oyun…
Hatta bazen oyun çocuklar için ekmek ve suyu bile geride bırakan da bir etmendir. Çünkü çocuklar koşup oynuyorlarsa, oyuna iyice dalmışlarsa, yemeyi içmeyi adeta unutur ve bütünüyle kendilerini oyuna verirler. Oyun oynarken onlara yemeği hatırlatırsanız, yemeyi bir çırpıda erteleyip sonra yiyeceklerini söylerler. Biraz daha ileri gidip onların oyunlarına son verirseniz, oyunlarını bozduğunuzdan dolayı içten içe size kızar ve öfkelenirler. Okumaya Devam »
Posted in Araştırma, Makaleler, Çocuklar İçin | Yorum Yok »
Ağustos 13, 2007 yazan: Kutlu Asır
Millet, bir şeyler hissetmiş ve kendisinin dahi adını koyamadığı bir ihanete karşı topluca kurtuluş hareketi başlatmış.
Bakmış ki şehrindeki imam hatip okulunun içi boşaltılıyor, bakmış ki Kur’an kursunun kapısı kilitli bu sefer Millet kendisi olaya el atmış ve camileri, evleri, iş yerlerini Kur’an kursu haline getirmiş.
Zaten bizim dinimizin ana kitabı Kur’an’ın birinci ayeti okumayı emrederek başlar.
Halkımız da kurtuluşun yine Kur’anla olacağına karar vermiş ki bu hareketi bütün ülke sathına yaymış. Okumaya Devam »
Posted in Araştırma, Makaleler | Yorum Yok »
Ağustos 13, 2007 yazan: Kutlu Asır
Sahibini sorumluluk altında bırakan birkaç meseleye işaret ettiğim 19 Mayıs 2007 tarihli yazıyı, “Yukarıdaki soruların cevapları mı? Gördüğünüz gibi daha sonraya bırakmak zorundayım” diyerek bitirmiştim. O günden sonra o meselelere değinme imkânı hasıl olmamıştı. Bu yüzden “O soruların cevapları ne olacak?” diye soran okuyucular, benim açımdan bir borcu dile getirmiş oluyorlar. Eh, madem vaat etmişiz, ödemek zorundayız…
Meseleler ve söylenebilecekler şöyle:
1. Adet halinde oruç tutulur mu? Okumaya Devam »
Posted in Araştırma, Makaleler | Yorum Yok »
Ağustos 13, 2007 yazan: Kutlu Asır
Her gün bin türlü hadise… Gayr-i meşru ilişkiden olma çocuklarını genç çift boğarak öldürmüş, cesedi ortadan kaldırmak için barbeküde yakmış. Komşular “bu ne acayip kebap kokusu” demişler. Ah canlarım, bu koku kebap kokusu değil, yakılan mâsum bir bebeğin kokusudur.
Bu yaz yurdumuzun kaç bölgesinde ormanlarımız yandı cayır cayır. Vah ağaçlar, ah çalılar diye yırtındık, ağladık… Sadece ağaçlar mı yandı?.. Her yangında milyonlarca canlı feci şekilde öldü. Kuşlar uçar ve kurtulur… Öyle mi? Yuvalardaki kuş yavruları ne oldu? Kaplumbağalar, kirpiler, zararsız kara yılanlar, sincaplar, yüzlerce çeşit sürüngen, kemirici hepsi yandı. Onları zalim insanlar yaktı… Safiyyüddin Beyefendi anlatmıştı: Bursa’da Uludağ civarında bundan beş sene kadar önce mafya orman yakmış. Ülkemizde kaç ayı kaldı? Onlardan birisi o ormanda acı çığlıklar kopartarak, feryatlar ederek yanmış… Ya böcekler, kelebekler, arılar… Onların da milyarlarcası yanıyor. Okumaya Devam »
Posted in Kültür Erezyonu, Makaleler | Yorum Yok »
Ağustos 11, 2007 yazan: Kutlu Asır

‘Eski aşka duyulan öfke’ ile ‘hekimlik yemini’ arasında sıkışıp kalmak
TV Net ekranında 10′uncu haftasına ulaştığı şu günlerde çeşitli televizyon kanallarında da kendi taklitlerini türetmeye başlayan özgün sinema programımız “Yalnızca Yüreğim, Kameram ve Ben”, bu akşam kısa film sanatının ülkemizdeki en başarılı ve üretken temsilcilerinden birini, yönetmen Abdulbaki Yavuz’u konuk ediyor.
http://tr.yavuzweb.com/
Posted in Duyuru | Yorum Yok »
Ağustos 10, 2007 yazan: Kutlu Asır
Posted in Video | Yorum Yok »