Posted by: Kutlu Asır on: Kasım 5, 2009
Resulullah’ın halifesi; Hz. Ebu Bekir! Üneyse (ra) anlatıyor: Biz mahallenin genç kızları, koyunlarımızı Hz. Ebu Bekir’e getirirdik; Hz. Ebu Bekir, bize: “Size İbn Afra’nın sağdığı gibi, sağmamı ister misiniz?” derdi.
Hz. Ebu Bekir ticaretle iştigal eden bir zattı. Her gün pazara gider, alış veriş yapardı. Kendisinin bir sürü koyunu vardı. Bu koyunlar akşamları ona getirilirdi. Bazen de kendisi çıkarak koyunları güderdi. Bazen de bu işi başkası yapardı. Kendisi başkalarının koyunlarını da sağıyordu. Halife olduğu zaman o mahalleden bir genç kız: “Artık bizim koyunlarımızı hayvanlarımızı sağmazsın” dedi.
Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir cevap olarak: “Hayır, hayatımla yemin ederim, onları sizin için sağacağım ve umarım ki, yüklenmiş olduğum vazife daha önceki iyi ahlâklarımı değiştirmeyecektir” dedi. Eskisi gibi mahallenin koyunlarını sağmaya devam etti. Hatta bazen: “Kızım, nasıl sağmamı istersin? Köpüklü mü sağayım, köpüksüz mü?” diye sorar, sorduğu kişi de: “Nasıl istediğini ona söylerdi. Hz. Ebu Bekir de istenilen şekilde sağardı. [İbn Sa'd] Yazının devamını oku »
Posted by: Kutlu Asır on: Kasım 3, 2009
Hayat ya iman ya da küfür üzeredir. Ya Allah merkezli bir yaşam ya da şeytan odaklı bir sürünme. Mümin tercihini, safını Allah’tan yana belirleyen insandır. Ancak bu tercihin bazı hassasiyetleri var elbette. İşte hadislerden hareketle bazı ölçüler…

Kelime-i Tevhid’i söyleyen mümindir. Bu söz bir kurtuluş vesilesidir. Tevhid; “Lailahe illallah, Muhammedun abduhu ve Resulühü: Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed sallallahu aleyhi vesellem Allah’ın kulu ve peygamberidir” demektir.
Allah birdir, ortağı yoktur, İsa (as) Allah’ın kulu ve elçisidir, Meryem’e ilka ettiği kelimesi ve ruhudur, cennet ve cehennem haktır diyen (ve bunun gereklerini yerine getiren) bir insan cennetliktir. Bu inançta olan cennetin sekiz kapısından hangisinden isterse oradan girer. (Buhari, Müslim, Tirmizi) Yazının devamını oku »
Posted by: Kutlu Asır on: Kasım 3, 2009
Asırlardır ezilen, horlanan, mağlup bir ümmetin, zaferden zafere koşan ve yenilgi nedir bilmeyen bir mücahide, Bedir’in ve Uhud’un şanlı kahramanına, Hayber’in fatihi Allah Resulü’ne; biçare seslenişidir bu:

Medine’nin bir ucundan acı bir haber gelmiş, yüreğini yakmıştı. Kaynuka Yahudilerinin mahallesinde Yahudiler toplanmış, bir Müslüman kadının örtüsüne saldırmışlardı. Kadın can havliyle bağırmıştı: İmdat diye.
Senin arkadaşların ne kadar gururluydu ya Resulallah. Hemen bir tanesi koşmuş, saldırganları cezalandırmış ama kendisi de şehid olmuştu. Nasıl üzülmüş, nasıl da öfkelenmiştin. Alnının ortasındaki damar nasıl da kabarmıştı. Sana iman eden bir kadına kim saldırabilir, senin arkadaşlarına kim, hangi cesaretle dokunabilirdi? Sen müminleri canın bilir, onları annelerinden ve babalarından daha çok severdin. Bir kadının namusundan veya bir adamın canından ne olur demeyi aklına bile getirmedin. Ayağa kalktın ve seslendin: Hazırlanın gidiyoruz. Yazının devamını oku »
Posted by: Kutlu Asır on: Ekim 29, 2009
Evlenmek ve bir yuva sahibi olmak da insanoğlunun en temel ihtiyaçlarından biridir. Yaratılış itibariyle melekler nurdan yaratıldığı için evlenmezler, cinsiyetleri yoktur. Hayvanlara akıl verilmediği için yalnızca dünya hayatının devamı ve tabiatın düzeni için bilinçsiz olarak çiftleşirler. İnsanlar ise yaradılış gayelerine binaen verilen akıl nimetiyle, maddi ve manevi ihtiyaçlarını da karşılamak için karşı cinse ihtiyaç duyar…

Fıtratlarına aykırı davranmayan, helale talip olan kadın ve erkekler evlenerek iki cihan saadet ve selametine talip olurlar. Yeryüzünde her şey çift çift yaratılmıştır. Bu ayetlerle sabittir. “Her şeyden çift çift yarattık ki, düşünüp ibret ve öğüt alasınız” buyrulmuştur. İnsan dışındaki canlıların çiftleşmesi Allah’ın dilemesi üzerine ve şuursuzcadır. İnsanda ise, bir niyet, bir hikmet ve şuurlu bir hedefe yöneliktir.
“Sizi bir tek nefisten yaratan; ondan da gönlünün ısınıp yatışması için eşini vücuda getiren Allah’tır. Ne vakit ki o, eşini sarıp örtünce (birleşince) eşi hafif bir yük yüklendi ve bir süre böyle geçip gitti derken ağırlaştı.” Yazının devamını oku »
Posted by: Kutlu Asır on: Ekim 29, 2009
“Mü’min erkeklere gözlerini harama bakmaktan sakındırmalarını ve mahrem yerlerini korumalarını söyle. Bu onlar için en güvenceli arınma yoludur. Hiç şüphesiz onlar ne yaparsa Allah ondan haberdardır. Mü’min kadınlara da de ki: Gözlerini harama bakmaktan sakındırsınlar, mahrem yerlerini korusunlar. Kendiliğinden görünenleri dışındaki süslerini teşhir etmesinler” [Nûr, 30-31]
Göze hitap eden büyük bir uygarlığın ablukası altında yaşıyoruz. Sevgiden nefrete, üretimden tüketime her şey göze etki eden bir anlayışın hâkimiyeti üzerine kurulmuş durumdadır. Sapıklık derecesine varmış bir boyama ile insanlar birbirlerinin gözlerine, duygularına etki etmeye çalışmaktadırlar. Yazının devamını oku »
Posted by: Kutlu Asır on: Ekim 27, 2009
Çocuğun ailede din ve ahlâk eğitimi, anne-babanın onu dini ve ahlâki değerler açısından etkilemelerine ve her türlü öğretici rollerine dayanır.

Posted by: Kutlu Asır on: Ekim 27, 2009
Dünyanın sürüklendiği yön
Şu anda dünyanın sürüklendiği ve daha da sürüklenmek istendiği istikamet hiç de iç açıcı değildir. Boşluklar dolmadan, gönüllere sevgi yerleşmeden, ebedî âlemdeki nimet ve mükâfatın, zevk ve huzurun, saadet ve selâmetin, rütbe ve makamın, geçici olan bu dünyadan çok daha güzel, çok daha kıymetli ve çok daha devamlı olduğu şuuruna insanlar erdirilmeden bu kötü gidişin durdurulması mümkün görünmüyor. Yazının devamını oku »
Posted by: Kutlu Asır on: Ekim 27, 2009
Hz. Peygamber’in toplantılarda halkı İslam’a davet etmesi Cenab-ı Hak “En yakın aşiretini uyar” (Şuara: 26/214) ayetini indirdiğinde Hz. Peygamber evinden çıkıp Merve tepesine gitti. Sonra: “Ey Fihroğulları!” diye bağırdı. Kureyşliler süratle Rasûlullah’a geldiler. Ebu Leheb bin Abdulmuttalib (bu kişi Rasûlullah’ın özbeöz amcasıdır)
“İşte Fihroğulları yanındadır, söyle!” dedi. Rasûl-ü Ekrem: “Ey Ğalibogulları!” deyince Fihroğullarından Benî Muharib ve Benî Haris yanından ayrıldılar. Rasûl-ü Ekrem“Ey Luey bin Ğalibogulları!” deyince, Benî Teym el-Edrem bin Ğaliboğulları yanından ayrıldı. Rasûl-ü Ekrem: “Ey Kâb bin Lueyoğulları!” deyince, bu sefer Benî Amir bin Luey Rasûlullah’ın yanından ayrıldı. Yazının devamını oku »
Posted by: Kutlu Asır on: Ekim 18, 2009
“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” buyurur Rabbimiz, Zariyat suresinin 56. ayetinde. İnsanın yaratılışı Allah’a kul olma üzerine kuruludur.

Kul olmanın ilk adımı şüphesiz, tertemiz bir inançla inanmak ve ardından şüphesiz teslim olmaktır. Gerçek mümin kimdir? Cevabını arayacağımız en önemli sorumuz bu! Hayat kitabımız Kuran-ı Kerim, Müminleri nasıl tanımlıyor? İşte Allah’ın kitabından mümin kimdir sorusunun cevabı ve müminlerin temel vasıfları… Aynanın karşısına kendimizi koymak için hepimize güçlü bir vesile olacaktır bu vasıflar.
1) Allah’a ve Resulüne inanırlar
“İman edenler ancak, Allah’a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir” [Hücurat 15] Yazının devamını oku »
Posted by: Kutlu Asır on: Ekim 18, 2009
Okul çağı, çocuğun aile yuvasından çıkıp dış dünyaya açıldığı toplumsal çevreye iyice karıştığı çağdır. Bu yaşa kadar kızlar tutum ve davranışlarını genellikle anne ile erkekler ise baba ile kurdukları özdeşim sonucu kazanmışlardır. Fakat okula başlamayla birlikte öğretmen davranışları da bu dönem çocuklarının davranışlarının şekillenmesinde etkili olmaktadır. Bu nedenle anne-baba ve öğretmen, model olduğunu asla unutmamalıdır.
Çocukta iyiyle kötüyü, doğru ile yanlışı seçme yeteneği yani üst benlik gelişmiştir. Çocuğun bağımlılığı azaldığından annesi, dünyasının ekseni olmaktan çıkmıştır. Bütün gününü anneden ayrı olarak ya dışarıda oyunda ya da okulda geçirebilir. Yazının devamını oku »
Son yorumlar